Araştırma Yazıları
HUKUK DERGİLERİ ÜZERİNE UYARILAR VE ÖNERİLER
HUKUK DERGİLERİ ÜZERİNE UYARILAR VE ÖNERİLER
ÇELİK AHMET ÇELİK
BİLGİSAYARLAR ÇAĞINDA DERGİLERE GEREK VAR MI ?
Elektronik ortamda Yargıtay kararlarına, yasalara, tüzük ve yönetmeliklere ve her türlü bilgilere ulaşabildiğinize göre, günümüzde artık dergilere ihtiyaç kalmadığını düşünebilirsiniz. Nitekim çoğunuzun dergilere ilgi duymadığı abone sayılarından belli olmaktadır. Baro dergileri uzun yıllardan beri yayınlanır; oralarda nice güzel yazılar, yorumlar ve davalarınıza çözüm olabilecek nitelikte bilgiler yer alır. Baronuzun dergisini bile almazsınız. İstanbul Barosu parasız dergi dağıtımına başladıktan sonra da, Baro odalarından alıp büronuza götürdüğünüz derginizi bütünüyle okuduğunuzu da pek sanmıyorum. Belki işinize yarayacağınızı düşündüğünüz birkaç Yargıtay kararını gözden geçiriyorsunuzdur; bunun dışında, size ve izlediğiniz davanıza yararlı olabilecek nice yazıyı çoğunuzun fark etmediğini, okumadığınızı biliyorum. Siz oradan oraya koşturmak zorunda olan, okumak ve araştırmak için yeterli zamanı bulunmayan hukukçularsınız. Dergilere, yazılara ne gerek var. Basarsınız bilgisayarınızın tuşuna, izlediğiniz dava için gerekli olan tüm Yargıtay kararlarına bir çırpıda ulaşırsınız. Onları incelemeden, ayırmadan, davanızla doğrudan ilgisi olup olmadığına bakmadan bir tomar halinde mahkeme dosyasına koydunuz mu, iş tamamdır, artık gerisini yargıç halletsin !
Oysa hukuk hiç bu kadar basit değildir. Her olayın, her davanın kendine özgü yönleri vardır. İnsanlar arasında akla gelmedik ilişkiler, anlaşmalar ya da anlaşmazlıklar farklı çözümleri gerektirebilir. İnsanlar ve olaylar aynı kalıptan çıkmış nesneler, aynı fabrikada üretilmiş ürünler değillerdir. Üstelik zaman içerisinde yaşam biçimleri, davranışlar, anlayış ve kavrayışlar sürekli değişegelmektedir. Yasaları ve içtihatları anlama, kavrama ve yorumlama farklılıklarına sık sık rastlanmakta, bu yüzden konusu aynı olan davalar kimi zaman kazanılmakta, kimi zaman kaybedilmektedir. Bilinmeli ki, her içtihadın arkasında somut bir olay vardır, içeriği ona göre oluşmuştur. İçtihatlar arasındaki benzerliği veya aykırılığı, ancak onu yorumlayanlardan öğrenebilirsiniz. Ya da siz yorumlayıp başkalarıyla tartışabilir ve böylece doğru bir sonuca ulaşmanın yollarını bulabilirsiniz. Bunun için de meslektaşlar arasında yoğun bir bilgi alışverişini sağlayacak iletişim ağına ihtiyaç vardır. İşte meslek dergileri bunu yapar, meslektaşlar arası iletişimi gerçekleştirir.
MESLEKTAŞLAR ARASI İLETİŞİMİN YARARLARI
Sık sık rastlıyoruz: Konusu ve çözümlenme biçimi aynı olan davaların kimi kazanılırken, kimi de kaybedilmektedir. Avukatlar birbirlerinin davalarından ve aldıkları sonuçlardan haberli değillerdir. Dost ve yakın arkadaş olsalar bile, eğer aralarında o konuda bir konuşma geçmemişse, bilgi alışverişinde bulunmamışlarsa, birinin aldığı olumlu sonuçtan ötekinin benzer bir davada yararlanması olanaksızdır. Aynı durum yargıçlar arasında da geçerlidir. Onlar da aynı konuda birbirine zıt kararlar verebilmekte, dahası Yargıtay’ın aynı dönemde aynı dairesi birbirine aykırı bozma veya onama kararları verebilmekte, bizleri sık sık şaşırtmaktadırlar.
Bütün bunlar, bu farklı uygulamalar ve değişik sonuçlar, hukukçular arasında yoğun bilgi alışverişi sağlanamamış, iletişim ağı kurulamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Bilgi alışverişi ise basit bir değiş-tokuş değildir. Görüşler, anlayış ve kavrayış farklılıkları, kısaca değişik yorumlar hukukçular arasında konuşulmalı, tartışılmalıdır. Bunun ise iki yolu vardır: Birincisi konferans, panel, sempozyum ve benzeri toplantılardır. İkincisi ise meslek dergileridir. Şunu anımsatalım ki, toplantılar kitaplaşmamışsa sözler uçar gider; kaynak gösteremezsiniz, bunlara dayanarak bir davayı, bir konuyu savunamazsınız. Oysa dergiler öyle değildir, kalıcıdır, kaynaktır.
İLETİŞİM ARACI OLARAK DERGİLER
Dergiler, değişik konularda yazılar yayınlayarak bilgi alışverişini gerçekleştirmeye çalışırlar. Yasalara, içtihatlara, hukuksal sorunlara bakış açılarını, yorum farklılıklarını, yanlış veya doğru uygulamaları ve çözüm yollarını bu yazılardan öğreniriz. Yanlışlarla ve haksızlıklarla savaşacaksak, bu görüşlerden güç alırız. Yazılanları yetersiz ve yanlış bulanlar, bilgi birikimleri varsa, tartışma ortamına girerek doğruyu bulma yolunda katkıda bulunurlar.
Dergiler, aynı zamanda bir tür haberleşme aracıdır. Yeni yasaları ve her türden mevzuat değişikliklerini oralardan öğreniriz. Duymadığımız, bilmediğimiz bir çok olayları ve meslek haberlerini de dergilerde okuruz, öğreniriz. İşimize yarayacak olan bilgileri, tabloları önümüzde hazır buluruz.
Kimi zaman öyle olaylar olmakta, öyle sorunlar karşımıza çıkmaktadır ki, bunlarla savaşmak, bunlara çözüm bulmak ancak, aynı zamanda bir haberleşme aracı olan dergiler aracılığıyla mümkün olabilmektedir. Örneğin, Bütçe Kanunlarıyla yasal faizin değiştirildiği günlerde çoğu meslektaşımız düşük oranlarla icra kovuşturması yaparak zarara uğramaktalar iken, dergilerde yayınlanan faiz yazılarıyla uyarılmışlar; bu yazıları görüp okuyanlar ek takiplerle açıklarını kapatabilmişlerdir. Yargıtay’ın içtihatlarda esaslı değişiklik yapan veya son derece önem taşıyan kararlarını, Anayasa Mahkemesi’nin ve Danıştay’ın iptal kararlarını ilk ve en erken duyuran dergiler olmuş; çoğu meslektaşımız uç noktadaki işlemlerini yanlıştan döndürmede dergi haberlerinden yararlanmışlardır.
YARGITAY KARARLARINI YORUMLAMA DERGİLERİN İŞİDİR
Elektronik ortamdaki kararlar elinizdeki davaya ne derece uygundur, gerçekten size yarar sağlayacak mıdır ? Bunu anlamanız için kararların değişik yorumlarını görmeniz, okumanız gerekebilir. İşte bunu dergiler yapar. Ancak, bunun için tek dergi yeterli olmayabilir. Bakınız, araştırınız, göreceksiniz ki, çeşitli dergilerde yayınlanan aynı kararın “özet başlıkları” birbirinden farklıdır. Bazen kararın içeriğinde yer alan çok önemli bir husus özet başlıkta yer almayabilir. Bu yüzden aradığınızı bulamama durumuna düşersiniz. Bunun tek çıkar yolu tek dergi ile yetinmeyip değişik dergiler almaktır.
Kimi zaman, Yargıtay’ın verdiği bir karar yerleşik içtihada aykırı düşebilmektedir. Eğer siz iyi bir takipçi, sıkı bir araştırıcı değilseniz bunu fark edemez, göremezsiniz. Onu size farkettirecek, sizi uyaracak olan dergi yazılarıdır. Yetkin kalemler, değerli hukukçular zaman zaman Yargıtay kararlarını eleştiren, yerleşik içtihada aykırılıkları gösteren yazılar yazarak uyarılarda bulunmakta; böylece yanlışlardan dönülmesini sağlamaktadırlar. Bunları okumak, öğrenmek ve doğru yönde bir uygulama için savaşıma katılmak gerekir.
HUKUKTA KALICILIK YOKTUR, SÜREKLİ DEĞİŞİMİ DERGİLER ARACILIĞI İLE İZLEYEBİLİRSİNİZ
Yasalar ve ona bağlı mevzuat sık sık değişmekte, buna koşut olarak yeni içtihatlar oluşmakta, uygulamada değişiklikler yapılması gerekmektedir. Bu yüzden çeşitli konularda yazılmış kitaplar eskimekte, deyim yerindeyse işlevlerini bitirip çöpe atılmaktadırlar. Diyebiliriz ki, hukuk kitaplarının çoğu kalıcı değil, geçicidir. Bir yasa değişikliğinde, yeni kitaplar yazılıncaya kadar, aradaki boşluğu dergiler doldurmaktadır. Bu yüzden değişimleri kitaplardan değil, dergilerden izleyebilirsiniz.
DERGİLERE ÖDEYECEĞİNİZ PARA, FAZLASIYLA SİZE GERİ DÖNECEKTİR
Asla kuşkunuz olmasın ki, dergilere ödeyeceğiniz para fazlasıyla size geri dönecektir. Biz bunu defalarca gözlemledik. Derginizde okuduğunuz bir yazı, yorumlanmış bir Yargıtay kararı, derlenmiş bir bilgi, bir gün gelecek öyle bir işinize yarayacak ki, iyi ki dergi abonesiyim diyeceksiniz. İnanın, üstlendiğiniz nice davanın olumlu sonuçlanmasında dergilerin yararını, size neler kazandırdığını göreceksiniz.
Bu yazının yazarı olarak ben dergi yayıncısı değilim, bir çıkarım da yok. Ama epey ilgi toplayan kitaplarımı ve araştırma yazılarımı incelerseniz dip notlarında çoğunlukla yararlandığım dergilerin adlarını bulacaksınız ve bunların kitaplardan daha çok işe yaradığını göreceksiniz.
Bir de şu var: Bugün hukukçular arasında, bence, en önemli sorun iletişimsizlik ve dayanışma eksikliğidir. Bunu dergilerin sağladığını unutmayınız. Onları yaşatmak zorundasınız.
----------------------
Yayınlandığı yer: Legal Hukuk Dergisi,2005
