Araştırma Yazıları
İŞLETEN VE SÜRÜCÜ YAKINLARI HAKKINDAKİ SON KARARLAR YANLIŞ VE YASA’NIN AMACINA AYKIRIDIR
İŞLETEN VE SÜRÜCÜ YAKINLARI HAKKINDAKİ SON KARARLAR YANLIŞ VE YASA’NIN AMACINA AYKIRIDIR
BİR DAHA UYARIYORUZ (*)
ÇELİK AHMET ÇELİK
I- YASA’NIN ANLAM VE AMACI
1) 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesine göre, işleten ve sürücü yakınlarının (eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşlerinin) “mallarına” gelen zararlar sigorta kapsamı dışında bırakılmış ise de “canlarına” gelen zararlar söz konusu olduğunda Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasından yararlanacakları kabul olunmuştur.
Çünkü, anılan yakınlar, destekten yoksunluk ve bedensel zararlar yönünden “üçüncü kişi” konumunda olup, bu tür zararlar onların “kendi zararları”dır ve tazminat isteme hakları, miras veya herhangi bir yolla başkalarından geçen bir kazanım değil, kişiliklerine sıkı sıkıya bağlı bağımsız bir haktır.
2) Burada “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi, sürücünün veya işletenin yakınlarına uygulanamaz. Çünkü, suç ve cezaların kişiselliği nedeniyle “yansıma kusur-yansıma suç” olmaz.
Daha geniş bir anlatımla, Yasa’da açık veya örtülü bir hüküm bulunmadığı halde, ölen desteğin kusuru, destekten yoksun kalanların veya bedensel zarara uğrayanların kusuru imiş gibi, işleten ve sürücü yakınlarına “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesinin uygulanmak istenmesi; “yansıma zarar” nitelemesine dayanılarak, “yansıma kusur-yansıma suç” anlamına gelecek bir görüşe yaslanılması suçların ve cezaların kişiselliği temel ilkesine aykırıdır. (5237 sa.TCK.m.20)
3) İşleten ve sürücü yakınlarının, desteğin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle, Sigorta Hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden, desteğin kusuru nedeniyle sigorta tazminatından yararlanamayacaklarını ileri sürmek Yasa’nın anlam ve amacına aykırı olur. (Bkz. Dr.S.Arkan, Sigorta Hukuku Dergisi, C.1, sayı:3-4, sf.260; Ç.Aşçıoğlu, Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Ank.1989, sf.86 vd.; Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, 3.Bası, Ankara, Ekim/2002, sf.669)
II- YERLEŞİK İÇTİHAT
2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesinin uygulanmasıyla ilgili, Yargıtay’ın 1988 yılından 2008 yarı yılına kadar düzenli ve tutarlı bir biçimde sürdürülen, zorunlu sigorta yaptırmanın anlam ve amacı ile sosyal risk ilkesine uygun kararlarında, işleten ve sürücü yakınlarının “can zararları” söz konusu olduğunda bunlar “üçüncü kişi” kabul edilmiş; aşağıda mantıksal ve “matematiksel” bir gerçeklikle algılanacağı üzere:
a) Sürücü kusursuz ise: KTK 85/Son maddesine göre işleten sorumlu tutulamayacak; Yasa’nın 91 vd.maddelerine göre işletenin sorumluluğunu poliçe limitine kadar üstlenen sigortacıdan (sürücünün kusursuz olması durumunda) tazminat istenemeyecektir.
__________________________________________________________________________
(*) Bu konuda ilk yazımız İstanbul Barosu Dergisi’nin 2008 yılı 6.sayısında yayınlanmıştır.
b) Sürücü tam kusurlu ise: KTK 85/Son maddesine göre, işleten, sürücünün kusurundan “kendi kusuru gibi” sorumlu olduğundan, onun bu sorumluluğunu poliçe limiti kadar üstlenmiş olan sigortacı (böyle bir durumda) işleten ve sürücünün “üçüncü kişi” konumundaki yakınlarının “can zararlarını” ödemekle yükümlü olacaktır.
c) Sürücü belli bir oranda kusurlu ise: Kusuru üçüncü kişiyle paylaşmışsa, o zaman ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk gereği (işleten ve sürücü yakınları olan) üçüncü kişi konumundaki zarar görenler, kendi kişiliklerinde oluşan bağımsız hakları gereği, zararın tamamını araçların trafik sigortasını yapan sigortacıların birinden veya her ikisinden isteyebileceklerdir. (BK.m.50-51, 142) Eğer zarar görenler, yalnızca yakınları olan sürücünün kullandığı aracın veya yakınları olan işletenin aracının sigortasından tazminat almışlarsa, tazminatı ödeyen sigortacı, kazaya karışan ve belli bir oranda kusurlu olan üçüncü kişiye rücu edebilecektir.
Şimdi durup bakalım: Yasa hükmü, yorumu gerektirmeyecek kadar kesin ve açık olmasına göre, yukardaki “mantıksal ve matematiksel” kurgunun dışında, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesi nerede ve ne zaman uygulanacaktır ? İyice düşünelim ve lütfen kişileri mağdur etmeyelim.
Son kararlarla yerleşik içtihattan nasıl sapıldığını ve ne gibi yanlışlara düşüldüğünü daha iyi kavramak için, yirmi yılı aşkın süre düzenli ve tutarlı bir biçimde sürdürülen, Yasa’nın anlam ve amacına uygun kararlara kısaca bir göz atalım:[1]
Yerleşik kararlardan örnekler:
Sürücü murisin olayda 8/8 oranında kusurlu olduğu belirlendiğine göre, davacılar yararına hesaplanacak destek tazminatının tamamından, poliçe limitini geçmemek kaydıyla, işletenden dolayı sorumluluk üstlenen davalı sigortacı sorumlu olacaktır.
11.HD.16.10.2006, E.2005/9766 K.2006/10349
Sürücü murisin 8/8 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların istedikleri miktar, poliçe limitinin altında olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
11.HD.15.01.2007, E.2005/13243 K.2007/265
Sürücünün tek taraflı yaptığı kaza sonucu eşinin ölümü nedeniyle, kendisi destek tazminatı isteyemez ise de, çocukları, annelerinin ölümünden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilirler. Çünkü, kazada ölen annenin çocukları, davalı Sigorta Şirketi karşısında üçüncü kişi konumunda olup, annelerinin ölümü nedeniyle zarara uğrayan (desteğinden yoksun kalan) davacı çocuklarının poliçe teminatını isteme hakları bulunmaktadır.
11.HD.20.06.2005, E.2004/9695 K.2005/6380
Babanın kusurundan dolayı çocukların tazminatından indirim yapılamaz. Davacı çocuklar, yaşları gereği ergin (reşit) olmayıp, babalarının velâyeti altında iseler de, baba ile çocukların mal varlıklarının birbirinden ayrı olduğu göz önüne alınarak, babanın kusurundan dolayı çocukların tazminatından indirim yapılamaz.
11.HD.17.06.1988, 4590-4049 (YKD.1988/11-1534)
Davacılar vekili, davacıların murisinin davalıya Zorunlu Trafik Sigortalı aracın sürücüsü iken meydana gelen tek yanlı kazada öldüğünü bildirerek, destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
İşleten ve sürücü yakınlarının murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle, miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, Sigorta Hukuku çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden, murisin kusuru oranından yararlanmamaları gerektiği artık söylenemeyecektir. O halde, mahkemece, davacıların uğradıkları maddi zararın belirlenerek poliçe limitini geçmemek kaydıyla hüküm altına alınması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
11.HD. 22.11.2007, E. 2007/7631 K.2007/14679
İşletenin ve sürücünün aynı derecede yakınları trafik sigortası karşısında, “bedensel zararlar” bakımından üçüncü kişi durumunda olduklarına göre, sürücü murisin kusuru ile işletenin varsa ayrıca oluşan kusuru toplamı kadar hukuki sorumluluk üstlenen trafik sigortacısından bu toplam kusur oranına isabet eden destek tazminatı miktarından, poliçe limitini geçmemek kaydı ile, sigortacı sorumlu tutulmalıdır. Zira işleten ve sürücü yakınlarının, murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle, miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, sigorta hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden, murisin kusuru oranından yararlanmamaları gerektiği artık söylenemeyecektir.
11.HD.25.04.2006, E.2005/4340 K.2006/4645
III-İÇTİHATTAN SAPMA
Yukarda bir kaç örneği açıklanan ve yirmi yıldan beri sürdürülen düzenli ve tutarlı kararlarda, yıllarca:
a) Sürücünün yüzde yüz kusurlu olması ve tek yanlı kaza yapması, desteğinden yoksun kalanların sigortadan tazminatı istemelerine engel değildir.
11.HD.16.10.2006, E.2005/9766 K.2006/10349
11.HD.15.01.2007, E.2005/13243 K.2007/265
11.HD. 22.11.2007, E. 2007/7631 K.2007/14679
11.HD. 20.06.2005, E.2004/9695 K.2005/6380 vd.
b) Çünkü, işleten ve sürücü yakınlarının murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri, üçüncü kişi olmaları nedeniyle, miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, Sigorta Hukuku çerçevesinde ele alınması gerekir.
11.HD.22.11.2007, E. 2007/7631 K.2007/14679
11.HD.25.04.2006, E.2005/4340 K.2006/4645
c) Babanın kusurundan dolayı çocukların tazminatından indirim yapılamaz.
11.HD.17.06.1988, 4590-4049 (YKD.1988/11-1534)
Denilmiş iken, ne olmuş ve nasıl olmuştur da 2008 yılının ikinci yarısından başlayarak birden bire yerleşik içtihattan dönülmüştür. Üstelik, “yansıma kusur-yansıma suç” gibi bir kavram icat edilerek. (!)
Yerleşik içtihattan sapma ve verilen yanlış kararlarla, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesi işlemez hale getirilmiş; âdeta kilitlenmiştir.
IV- YANLIŞ KARARLARLA MADDE HÜKMÜNÜN KİLİTLENMİŞ OLMASI
2008 yılının Temmuz ayından başlayarak önce Onbirinci Hukuk Dairesi’nce, daha sonra işbölümü değişikliği nedeniyle Onyedinci Hukuk Dairesi’nce, yerleşik içtihada aykırı olarak, hepsi aynı kalemden çıkma, aynı anlatım biçimini içeren kararlarla, işleten ve sürücü yakınlarının sigorta tazminatı isteme haklı bulunduğu kabul edilmekle birlikte, “yansıma zarar-yansıma kusur” mantığından yola çıkılarak, sürücü kusurlu ise “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesince destekten yoksun kalan yakınların sigorta tazminatını alamayacakları sonucuna varılmış; böylece işleten ve sürücü yakınlarının “üçüncü kişi” konumunda oldukları ve destekten yoksunluğun, ölenden miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, destekten yoksun kalanların kendi kişiliklerine sıkı sıkıya bağlı bağımsız bir hak olduğu gözardı edilerek, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesi işlemez hale getirilmiş; âdeta kilitlenmiştir.
1- Son kararlardaki gerekçe
Hepsi birbirinin aynı son kararlardan birini alıp, karar metnini incelediğimizde :
“İşletenin (ve sürücünün) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının, Trafik Sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığı açıkça düzenlenmediği gibi, Genel Şartlar’da da bu yolda bir sınırlamaya yer verilmemiştir. O halde, işletenin ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalanların Trafik Sigortacısından istekte bulunabilecekleri ilke olarak kabul edilmelidir”
Denilerek, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesi hükmünün varlığı ile işleten ve sürücü yakınlarının sigortacıdan tazminat isteyebilecekleri kabul edilmekle birlikte;
a) Destekten yoksunluk bir “yansıma zarar” olarak nitelendikten sonra, yansıma zarar görenlerin, destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olamayacakları;
b) Sürücünün ve dolayısıyla destek tazminatı isteyenlerin “kendi kusurlarından yararlanamayacakları”, bu nedenle işletenin destek sağlayan kişiye karşı ileri sürebileceği defileri destekten yoksun kalanlara karşı da ileri sürebileceği;
c) İşletenin sorumluluğunu üstlenmiş olan sigortacının da, aynı biçimde, yansıma yoluyla oluşan destek tazminatı isteklerine karşı, işletenin destek sağlayan kişiye karşı ileri sürebileceği defileri, destekten yoksun kalanlara karşı da ileri sürebileceği;
d) Bu nedenlerle, işletenin ve dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenmiş olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
11.HD.15.07.2008, E.2007/986 - K.2008/9410
11.HD.11.07.2008, E.2007/925 - K.2008/9359
11.HD.15.07.2008, E.2007/2596-K.2008/9393
17.HD.15.09.2008, E.2008/2091-K.2008/4053
11.HD.18.05.2009, E.2008/1675-K.2009/5940
2- Kararların yanlışlığı
a) Destekten yoksun kalma tazminatı “yansıma zarar” olarak nitelendikten sonra, bu kavramdan yola çıkılarak ve burada yeri olmayan “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesine dayanılarak, âdeta “yansıma kusur-yansıma suç” anlamına gelecek bir görüşe yaslanılması suçların ve cezaların kişiselliği temel ilkesine aykırıdır. (5237 sa.TCK.m.20)
b) Böyle bir mantıkla yola çıkıldığında, sürücü kusursuz ise işleten ve sigortacı sorumlu tutulamayacağına göre, sürücü kusurlu olduğunda da “yansıma kusur” mantığı nedeniyle sigortacı gene tazminat ödemekten kurtulacaktır.
Peki., soralım : Sigortacı ne zaman tazminat ödeyecektir ? Hiçbir zaman.
Yani, Yargıtay’ın bu son kararlarıyla 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesi hiçbir biçimde uygulanamayacak; işlevsiz kalacak, adeta kilitlenmiş olacaktır. İşte sonuç !
3- Şunu da ekleyelim ki :“Kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi, yansıma yoluyla uygulanamaz; yalnızca kişiye bağlı bir durumdur.
Örneğin, işleten-sürücü kendi eş ve çocuklarıyla yolculuk yaparken, “tek yanlı” bir kaza sonucu eşi ölmüşse, (kazayı yapan ve yüzde yüz kusurlu olan) işletenin ya da sürücünün kendisi “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesince eşinin desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek sigortacıdan tazminat isteyemez ise de, annelerinin desteğinden yoksun kalan çocuklar sigorta tazminatını alabilirler. Bu konuda bir Yargıtay kararında: “Babanın kusurundan dolayı çocukların tazminatından indirim yapılamaz. Davacı çocuklar, yaşları gereği ergin (reşit) olmayıp, babalarının velâyeti altında iseler de, baba ile çocukların mal varlıklarının birbirinden ayrı olduğu göz önüne alınarak, babanın kusurundan dolayı çocukların tazminatından indirim yapılamaz” denilmiştir.
11.HD.17.06.1988, 4590-4049 (YKD.1988/11-1534)
Bir başka örnek : Sürücü, kural olarak, 2918 sayılı KTK 92/b maddesinden yararlanabilir. Ancak, kaza sonucu (kendisi) yaralanmışsa ve kazanın oluşunda kusurlu ise, bu durumda da “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesince sigortacıdan bedensel zararı için tazminat isteyemez.
V- SON KARARLARIN YANLIŞLIĞI VE MATEMATİKSEL GERÇEKLİK
Şunu bir kez daha belirtelim ki, Yasa’da açık veya örtülü bir hüküm bulunmadığı halde, ölen desteğin veya kaza yapan kişinin kusuru, destekten yoksun kalanların veya bedensel zarara uğrayanların kusuru imiş gibi, işleten ve sürücü yakınlarına “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesinin uygulanmak istenmesi; “yansıma zarar” nitelemesine dayanılarak,“yansıma kusur-yansıma suç” anlamına gelecek bir görüşe yaslanılması suçların ve cezaların kişiselliği temel ilkesine aykırıdır. (5237 sa.TCK.m.20)
Yasa hükmü yorumu gerektirmeyecek kadar açık ve anlaşılır olmasına göre, mantık ve matematik kurallarına dayanarak, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesinin “nerede, nasıl ve hangi koşullarda” uygulama yeri bulacağını (çeşitli olasılıklara göre) araştıralım. Şöyle ki:
1) Sürücü yüzde yüz kusursuz ise:
Yasa’nın 85/Son ve 86/1.maddelerine göre işletenin sorumluluğu yönünden “nedensellik bağı” kesileceğinden, Yasa’nın 91. vd. maddeleri gereği sigortacı da sorumlu olmayacak ve böylece sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacaktır.
2) Sürücü yüzde yüz kusurlu ise veya tek yanlı kaza yapmışsa:
Yasa’nın 85/Son maddesi gereği işleten, sürücünün kusurundan “kendi kusuru gibi” sorumlu olduğundan, işletenin bu sorumluluğunu Yasa’nın 91 vd. maddeleri gereği belli bir oranda üstlenmiş bulunan sigortacı da “üçüncü kişi” konumundaki yakınların (kendi kişiliklerinde oluşan) zararlarından sorumlu olacak ve (kusura katılımları söz konusu olmayan) yakınlara tazminat ödeyecektir. Burada yüzde yüz kusurlu sürücünün yakınları (işveren konumundaki) işletenden tazminat isteyemez iseler de, Sigorta Hukukundan ve sigorta yaptırmanın anlam ve amacından kaynaklanan “sosyal risk” ilkesi gereği sigortacı poliçe tutarıyla sınırlı olarak yakınlara tazminat ödeyecektir.Yasanın 92/b maddesinin konuluş amacı da budur.
3) Sürücü ile birlikte üçüncü kişi kusurlu ise:
Yasa’nın 85/Son maddesine göre “sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olan” işleten sürücünün kusuru oranında sorumlu olacak, işletenin sorumluluğunu 91. maddeye göre üstlenen sigortacı da ölen sürücünün yakınlarına ortaklaşa ve zincirleme sorumluluk kuralları gereği (BK.50-51, 141-146) poliçe tutarını aşmayacak biçimde zararın tamamını ödeyecek; kusuru oranında üçüncü kişiye rücu edecektir.
4) Yüzde yüz üçüncü kişi kusurlu ise:
Kusuru bulunmayan sürücünün işleteninin ve sigortacısının tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmayacaktır.
5) Araç sahibi-işleten, aynı zamanda sürücü olup da kazada ölmüşse:
a) Kaza tek yanlı ise veya iki yanlı olup da sürücü olarak araç sahibi-işleten yüzde yüz kusurlu ise, desteğinden yoksun kalan (üçüncü kişi konumundaki) yakınlar sigorta tazminatını alacaklardır.
b) Aracının kendi kullanan araç sahibi-işleten yüzde yüz kusursuz ise ve kusurun tamamı karşı araç sürücüsünde ise, sigortacı yakınlara tazminat ödemeyecektir.
c) Ölen araç sahibi-sürücü belli bir oranda kusurlu ise, sigortacı tazminat ödeyecek; karşı araç sürücüsünün kusuru oranında (karşı araç) işletenine rücu edecektir.
6) Kazanın nedeni teknik arıza ise ve sürücünün kusuru yoksa:
Teknik arıza işleteni sorumluluktan kurtarmayacağından, ölen sürücünün yakınları sigorta tazminatını alacaklardır.
SONUÇ :
Matematiksel bir çözümle ve mantık kurallarıyla yaptığımız yukardaki açıklamalar ve somut örnekler karşısında, başka türlü düşünenlerin (Yasanın açık hükmüne aykırı görüşler ileri süren ve karar oluşturanların) 2918 sayılı KTK 92/b maddesinin nerede, nasıl ve hangi koşullarda uygulama yeri bulunduğunu açıkça göstermeleri gerekir.
Şu kesinlikle bilinmelidir ki, Yasa hükmü yürürlükte kaldığı sürece, aksi yönde verilen ve verilecek olan kararlar onarılmaz haksızlıklara yol açacaktır. Yerel mahkemelerin bu tür kararlara karşı direnmeleri yasal bir zorunluluktur.
KAYNAKLAR :
1) Danışma Meclisi Tutanak Dergisi ayrı baskı, S.sayısı 397,sf.12 vd.
2) 1/116 sayılı Komisyon Raporu
3) Prof.Dr. S.Arkan, Yeni Karayolları Trafik Kanunu’nun Sigorta ve Garanti Fonuna İlişkin Hükümleri Üzerinde Bir İnceleme (Sigorta Hukuku Dergisi,
4) Bozer, Sigorta Hukuku,1981,sf.208 (Dipnot:52)
5) Çetin Aşçıoğlu, Trafik Kazalarından Doğan Hukuk Ve Ceza Sorumlulukları, sf.110
6) Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku, 2.Baskı, 1998,sf.572
7) Yargıtay’ın yerleşik kararları.
[1] Kararların tamamı için bkz: İstanbul Barosu Dergisi 2008/6’da yayınlanan yazımız, sf.2881-2895
