Araştırma Yazıları
KARDEŞLERİN DESTEKLİĞİ
KARDEŞLERİN DESTEKLİĞİ
ÇELİK AHMET ÇELİK
I- KARDEŞİN KARDEŞE DESTEKLİĞİ İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR
Kardeşin kardeşe destekliği için, eski Medeni Yasa’nın 315. ve 316. maddelerine ve yeni Medeni Yasa’nın 364. maddesine göre çok özel koşulların varlığı gerekmektedir.Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, küçük çocuklar yalnızca anne ve babalarının varsayımsal (farazi) desteği olup, kardeşler yönünden varsayımsal desteklik söz konusu olamaz. Öte yandan ileri yaşlarda dahi kardeşin kardeşe destek olması için, yasalarda öngörülen özel koşullar bulunmalıdır. Bunlardan başlıcaları, destek tazminatı isteyen kardeşin özel bakımı gerektirecek derecede sakat veya iyileşmeyen bir hastalığa yakalanmış bulunması ya da ayırtım gücünden yoksun, akıl ve sinir hastası olması, bunların dışında anne ve babanın ölmüş olması ya da çok yoksulluk içinde bulunmaları; buna karşılık desteklik edecek kardeşin, gerek parasal yönden ve gerekse yaşam koşulları içerisinde bakım gücünün ve olanaklarının bulunması gerekmektedir. Görüldüğü gibi, kardeşin kardeşe destekliği için çok özel koşullar bulunmalı ve bunlar kanıtlanabilmelidir..
Her ne kadar, Medeni Yasa’daki nafaka yükümlülüğü ile destekten yoksun kalma farklı hukuksal durumlar ise de, sonuçta desteklik edecek olanın varlıklı olması ve deste tazminatı isteyenin bu destekliğe gereksinimi bulunması gerekmektedir. Ölenin sağlığında ara sıra yaptığı yardımlar, düzenli ve sürekli değilse destekten yoksun kalındığı ileri sürülemez.[1]
II- KARDEŞİN KARDEŞE DESTEKLİĞİ KONUSUNDA
YARGITAY KARARLARI
Ölen kardeşin, refahta olduğu ya da ilerde olacağı kanıtlanmalıdır.
Ölen çocuğun olay tarihindeki yaşı itibariyle kardeşlerine henüz gerçekten yardımda bulunabilecek bir yaşta olmamasına ve kanuni nafaka yükümlülüğünün, yükümlünün refah halinde bulunması şartına bağlı olmasına ve çocuğun ilerde kazanacağı tahmin edilen gelirin miktarı itibariyle refah halinde bulunacağı kesin olarak anlaşılamamasına göre, kardeşler yararına maddi tazminata hükmedilmiş bulunması yasaya aykırıdır. (4.HD.09.01.1957, 4590-1129) (Karahasan , Tazminat Davaları, 1976, sf.674)
Desteğin refah içinde bulunması gerekir.
Kanunen kardeşin kardeşe destek olması, refah içinde bulunmasına bağlı olup, ölen kardeşin davacı kardeşlerine destek olacağının kabulü pek zayıf olasılık olduğundan tazminata hükmedilmesi doğru değildir. (11.HD. 29.01.1990 gün 89/6494 E. 90/294 K.) (Yasa HD.1991/9-1286,no:504)
Ana babanın hayatta iseler, ölen işçinin kardeşlerine bakma yükümlülüğü olduğu ileri sürülemez.
Ölen işçinin kardeşlerine bakmakla yükümlü olmadığı ve esasen ana ve babalarının hayatta oldukları gözetilerek, kardeşlerin maddi tazminat isteklerinin reddi gerekir. Somut olayda, ölen genç (19) yaşında olup, anne ve baba ileri yaşta değillerdir. Ayrıca ölenle birlikte (7) kardeştirler. (19) yaşında inşaat işlerinde çalışan, henüz askere gitmemiş bir gencin anne ve baba dahil (9) nüfusa bakacağı iddiası yaşamın olağan akışına aykırıdır. Öte yandan eski MK. 315.ve 316. maddelerine ve Yeni MK.364. maddesine göre kardeşin kardeşe destek olması için gereken şartlar bulunmamaktadır.
(9.H.D.21.10.1993 gün 5054-14951)
Zaman zaman yapılan yardımlar, kardeşin kardeşe destekliği için yeterli kanıt değildir.
Trafik kazasında ölen destek , kural olarak kardeşlerine bakmakla yükümlü değildir. Sağlığında zaman zaman yaptığı yardımları gerekçe göstererek, ölümünden sonra da destek olacağı şeklindeki yorumla tazminata hükmetmek doğru değildir. Zira bir kimseyi destek haline getiren yardımlarda, düzenlilik ve devamlılık ögelerinin aranması esastır. (4.HD.28.05.1998, 1453-4085) (Yasa HD. 1999/7-864,no:400)
Erginlik çağındaki küçük kardeşin tazminat isteğinin kabulü için, büyük kardeşin refah halinde olduğunun kanıtlanması gerekir.
Bir ağabeyin, küçük kardeşinin erginlik çağına kadar ona bakması temeldir. Ne var ki, erginlik çağından sonra, destek olduğu iddia edilen ağabeyin, refah içinde bulunduğunun kanıtlanması gerekir.
B.K. 45 gereğince maddi tazminata hükmedilebilmesi için, ölenin askere alınmasından önce kardeşine yardım etmekte olduğunun ispat edilmesi şarttır. Hastalık gibi özel bir sebep olmadıkça, bir ağabeyin küçük kardeşine erginlik çağına kadar bakması esas olduğundan, küçük kardeş lehine erginlik çağından sonrası için tazminata hükmedilebilmesi, ancak büyük kardeşin refah halinde olması, küçük kardeşine bakabileceğinin veya nafaka hükümlerince bakmakla yükümlü bulunacak olduğunun ispat edilmesine bağlıdır. (HGK. 26.10.1960, 256 E. 257 K. (Karahasan, age.,sf.674)
Erkek kardeşin, kız kardeşinin desteği olduğunun kanıtlanması gerekir.
Davacı, ölenin kız kardeşi olup evli bulunmaktadır. Davacı kanunen kız kardeşine bakıp gözetmekle yükümlü olmadığı gibi, bu ödev davacının kocasına aittir. Öte yandan davacının yardıma muhtaç olduğunu ve ölenin kendisine düzenli şekilde fiilen yardım ettiğini ispatlaması gerekir. Bu hususta köy muhtarının düzenlediği ilmühaber ve jandarmanın verdiği cevap, HMUK. açısından başlı başına bir delil sayılamaz. Kaldı ki, davacının ve ölen ağabeyinin ayrı ayrı yerlerde oturduklarının anlaşıldığına ve olayların olağan akışına ve yaşam deneyimlerine göre ölenin yardımlarının posta aracılığı ile gönderilmesi gerektiği halde bu hususun davacı tarafından iddia ve ispat edilmemiş olmasına ve ayrıca ölenin aylık kazancına göre bir bölümünü kız kardeşine ayırması mümkün bulunmamasına göre, davacının destekten yoksun kalma tzminatı isteğinin reddine karar verilmelidir. (15.HD.09.05.1975, 2464-2494) (Karahasan, age., sf. 673)
Desteğin, sağlığında kızkardeşine düzenli yardım ettiği kanıtlanmalıdır.
Destekten yoksun kalma ile Medeni Yasanın 315 inci maddesine uyan nafaka alacaklısı olmak birbirinden ayrı hukuksal durumlardır. Destekten yoksun kalma iddiasının kabulü için, ölenin nafaka ile yükümlü olması şart değildir. Bir kimse diğer kimseyi bakıp beslemekle yükümlü olmadığı halde sağlığında ona düzenli olarak maddi yardımda bulunmuş ise, onun ölümü halinde sağlığında yardım gören kimse destekten yoksun kaldığını iddia edebilir. Davacı kızkardeşin, ölen işçinin desteğinden yoksun kalıp kalmadığı araştırılmalıdır. (HGK. 27.09.1967, E.1966/9-1262 K. 420) (Karahasan, age, sf. 678)
Kardeşin kardeşten nafaka isteyebilmesi için nafaka ile yükümlü tutulmak istenenin refah içinde olması gerekir.
Yasada refah tarif edilmemiş, bunun takdiri mahkemeye bırakılmıştır. Geliri, çevresine ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli bulunan ve ihtiyaçları dışında bolluk içinde olan kimse refah halinde sayılır. (Yargıtay 2.HD. 28.09.1972 gün 5848-5323 sayılı kararı) Bir başka tanıma göre de, refah, bir kimsenin geleceği için kaygı duymadan toplumun lüks kabul ettiği ihtiyaçları da dahil olmak üzere, bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmesi halidir. Sonuç olarak refah söz konusu değilse, nafaka takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olur. (2.HD. 23.03.1974, 1921-1961) (YKD.1977/8-1072)
Davacının yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması ve kendisinden nafaka istenilen kardeşin refah içinde olması gerekir.
Geliri, çevresine ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli olan ve normal gereksinimleri (ihtiyaçları) dışında her şeyi elde edebilecek bir bolluk ve zenginlik içinde bulunan kimse varlık (refah) halinde sayılır. Dava, Medeni Kanunun 315 ve 316 maddeleri uyarınca kardeşten yardım nafakası istemine ilişkindir. Nafakaya karar verilebilmesi için, davacının yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması ve özellikle kendisinden nafaka istenilen kardeşin refah içinde bulunduğunun gerçekleşmesi gerekir. (2.HD. 05.11.1985, 9089-8985 (YKD. 1986/3-346)
III-KARDEŞİN KARDEŞE DESTEKLİĞİNE ÖRNEKLER VE DESTEK PAYLARI
1- Genel kural
Eğer koşulları varsa ve ölen kardeşin desteğinden yoksun kalındığı kanıtlanabiliyorsa, tazminat hesabında yoksun kalan kardeşin destek payı, en fazla ana - babanın destek payı kadar olacaktır. Buna göre, ölenin kardeşine destekliği %25 orannı aşamayacaktır. Eğer ölenin bakmakla yükümlü olduğu başka kimseler varsa (eş, çocuk, ana, baba) paylaştırmada kardeşin payı destek görenlerin sayısı oranında azalacaktır. Böyle kalabalık bir paylaştırmada, destek çıkan çocukların payları kendi aralarında artacak, kardeş bundan yararlanamayacaktır. Onun payının artması, ana-babanın payları ile sınırlıdır.
2- Birlikte yaşayan bekâr kardeşler arasında paylaşım
Evlenmemiş ve uzun süreden beri bir arada yaşayan, yaşları bir hayli ilerlemiş kardeşler, ortak yaşamı seçmiş olacaklarından, bunlardan birinin ölmesi halinde, sağ kalanın destek payı (karı-koca arasındaki paylaşımda olduğu gibi) %50’şer olmalıdır. Bir arada yaşayan kardeşler ikiden fazla ise destek payları da üçe bölünecektir.
3- Ev işlerine bakan kız kardeşin ev hizmetlerinden yoksun kalınmış olması
Birlikte yaşayan kardeşlerden ev hizmetlerine bakan kız kardeşin de desteğinden yoksun kalınmış olacaktır. Burada da paylaştırma, ev halkının sayısına göre yapılacaktır. Hele bu kızkardeş ileri yaşta, bekâr veya dul olup, artık evlenme şansı kalmamışsa, ev hizmetlerinden yoksunluk (ev kadınlarında olduğu gibi) onun yaşam süresinin sonuna kadar hesaplanacaktır.
Örnekler çoğaltılabilir. Her olaya ve her duruma göre, kimi zaman ana-babanın destek payları gibi, kimi zaman da eşler arasındaki ortak paylaşım gibi, koşulları varsa ve kanıtlanabiliyorsa, kardeşin kardeşe destekliği maddi tazminat olarak hesaplanıp hüküm altına alınabilecektir.
(Cana Gelen Zararlarda Tazminatın Ölçüsü ve Kazanç Kavramı, 2006 Legal, sayfa:394)
[1] Yargıtay kararlarında nafaka vermekle yükümlü tutulacak veya destek olacak kardeşin bakım gücü ve varlık (refah) durumu şöyle tanımlanmıştır: Kardeşin kardeşten nafaka isteyebilmesi için nafaka ile yükümlü tutulmak istenenin refah içinde olması gerekir. Yasada refah tarif edilmemiş, bunun takdiri mahkemeye bırakılmıştır. Geliri, çevresine ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli bulunan ve ihtiyaçları dışında bolluk içinde olan kimse refah halinde sayılır. (Yargıtay 2.HD. 28.09.1972 gün 5848-5323 sayılı kararı) Bir başka tanıma göre de, refah, bir kimsenin geleceği için kaygı duymadan toplumun lüks kabul ettiği ihtiyaçları da dahil olmak üzere, bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmesi halidir. Sonuç olarak refah söz konusu değilse, nafaka takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olur. (2.HD. 23.03.1974, 1921-1961) (YKD.1977/8-1072) - Geliri, çevresine ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli olan ve normal gereksinimleri (ihtiyaçları) dışında her şeyi elde edebilecek bir bolluk ve zenginlik içinde bulunan kimse varlık (refah) halinde sayılır. Dava, Medeni Kanunun 315 ve 316 maddeleri uyarınca kardeşten yardım nafakası istemine ilişkindir. Nafakaya karar verilebilmesi için, davacının yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması ve özellikle kendisinden nafaka istenilen kardeşin refah içinde bulunduğunun gerçekleşmesi gerekir. (2.HD. 05.11.1985, 9089-8985 (YKD. 1986/3-346)
