Araştırma Yazıları
TÜZEL KİŞİLERİN SORUMLULUĞU
TÜZEL KİŞİLERİN SORUMLULUĞU
ÇELİK AHMET ÇELİK
I- ORGANLARIN SORUMLULUĞU
1- Yasa hükümleri
a) Medeni Yasa 50. (eski 48.) maddesi 1. fıkrasına göre: “Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır:
1. Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar.
2. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.”
b) Türk Ticaret Yasası’nda da , özel hukuk tüzel kişisi olan şirketlerin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere yer verilmiştir. TTK.m.321/5’e göre:
“Temsile ve yönetime yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirket sorumlu olur.”
Bu hüküm, kooperatif şirketlere (Koop. K. m. 59/III) ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere de (TTK.m.481) uygulanır.
TTK. m. 542/II’de yer alan “görevlerini yapmaları dolayısıyla müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiilden şirket sorumlu olur.” yolundaki hükümle limited şirketin haksız eylem yeteneği kabul edilmiştir.
Kollektif şirkette, TTK. m. 177/II’ye göre, “Bir ortağın şirkete ait görevleri yapması dolayısıyla işlediği fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.”
Bunun gibi “Bir tasfiye memurunun görevini yaptığı sırada işlediği haksız fiillerden şirket” sorumlu tutulmuştur. (TTK.m.219/IV) Yukarda anılan madde, komandit şirketlere de uygulanır. (TTK.m.256)
2- Tüzel kişi ve organ kavramı
Tüzel kişilerde organ, tüzel kişinin işlevlerini, yasaya ve tüzel kişinin ana sözleşmesine veya tüzüğüne göre, bağımsız olarak yerine getirmek üzere seçilen veya kendisine bu işlevleri bağımsız olarak yerine getirme yetkisi, dışardan belli olacak biçimde, verilen kişi ya da kişilerdir.[1]
Tüzel kişiler, yalnızca yürütme organları aracılığı ile değil, organları tarafından seçilen ve görev verilen “yardımcı kişiler” aracılığı ile de işlerini görürler.[2] Hizmet sözleşmesiyle dahi çalışsa tüzel kişinin organını oluşturan kişiler, özel sorumluluk hükmüne bağlı olup, haklarında B.K. 55.maddesi değil, MK. 48. (YMK.50) maddesi uygulanır.[3]
Tüzel kişinin işlerini gören kişinin “yardımcı kişi” mi, yoksa “organ” mı olduğunun saptanması, haksız eylemler yönünden önemlidir. Çünkü tüzel kişi, organlarının işlem ve eylemlerinden M.K. eski 48. ve yeni 50.. maddesi uyarınca sorumu olurken, yardımcı kişilerin eylemlerine (duruma göre) B.K. 55 veya 100. maddesi uygulanır.
Özel hukuk hükümlerine göre yönetilen kamu tüzel kişileri de, üçüncü kişilere karşı, özel hukuk tüzel kişisi gibi “organ” durumunda olan görevlilerinin haksız eylemlerinden dolayı M.K. 48.(50.) maddesi uyarınca ve yardımcı kişi niteliğindeki görevlilerin eylemlerinden dolayı da B.K. 55. veya 100. maddeleri uyarınca sorumlu olurlar.[4]
3- Tüzel kişi ve kusur
Tüzel kişilerde kusur, eylemi işleyen organlarda aranır. Organın eylemi, tüzel kişinin eylemi sayılır. Çünkü organ,tüzel kişinin yaşam içinde varoluşunu ve eylemli olarak hukuk alanına katılmasını sağlayan kişi veya kişilerdir. Tüzel kişi, organın görevi sırasında işlediği haksız eylemlerden sorumlu tutulmuştur.
Tüzel kişiler, organlarının bütün eylemlerinden, özellikle zararlandırıcı eylemlerinden sorumludurlar. Bu sorumluluktan sıyrılmak için kurtuluş kanıtından yararlanamazlar. Her ne kadar yasa bu yönü açıkça belirtmiyorsa da, organın, kendi görev ve yetkilerini kullanırken bu yönde davrandığı varsayılır. Tüzel kişilerin sorumluluğu şu düşünceye dayanır: Organın eylemi (sözlük anlamında ehliyeti bulunmayan) tüzel kişinin eylemi demektir. Öyleyse tüzel kişi, organlarının eylemleri genel ilkelere göre B.K. m.41 ve sonraki maddeleri anlamında haksız bir eylem veya suç oluşturması ve özellikle zararlandırıcı sonuç doğurması durumunda, organlarının eylemlerinden dolayı sorumlu olur.[5]
Yasanın (48/50) 3.fıkrasına göre “Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.”
4- Tüzel kişinin organlarına ceza zamanaşımının uygulanması
Yargıtay’ın yıllardan beri süregelen görüşleri, tüzel kişiye ve organlarına uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanmayacağı yönünde idi.[6] Ancak son dönemde bu görüşler değişmiştir. Örneğin, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 25.2.2000 gün 417-3789 sayılı ve 17.11.2000 gün 8885-9015 sayılı kararlarında : “Tüzel kişilerin organlarının işledikleri haksız fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi tüzel kişiye karşı açılan tazminat davasında da uygulanır.” denilmiştir.[7]
Öğretide de kimi görüşler bu yöndedir. Buna göre “Tüzel kişilerin organlarının işledikleri haksız eylem, aynı zamanda suç oluşturuyorsa, ceza zamanaşımı süresi tüzel kişiye karşı açılan tazminat davasında da uygulama alanı bulur. Çünkü organların eylemi, tüzel kişileri doğrudan doğruya tazmin yükümlüsü yapar.”[8]
İsviçre Federal Mahkemesinin 8.4.1986 tarihli bir kararında, tüzel kişi organının işlediği suç oluşturan haksız eylem nedeniyle tüzel kişiye karşı açılacak tazminat davalarının da daha uzun süreli ceza zamanaşımı süresine tabi olacağı, zira tüzel kişinin bir parçası olan organın eyleminin doğrudan tüzel kişinin eylemi sayılacağı İsviçre MK. m.54 ve 55’deki gibi başkası için bir eylemin varlığından söz edilemeyeceği ve bu sonucun İsviçre hukukundaki organ kavramına uygun düşeceği açıkça vurgulanmıştır.[9]
II- TÜZEL KİŞİ ÇALIŞANLARININ SORUMLULUĞU
1- Üçüncü kişilerin zararından sorumluluk
a) Tüzel kişiler de, gerçek kişiler gibi, çalışanlarının işlerini yaptıkları sırada üçüncü kişilere verdikleri zararlardan BK.m.55 uyarınca sorumlu olurlar. Gerçek kişilerde olduğu gibi bu sorumluluk, kusura dayanmayan, gözetim ve denetim ödevinin gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanan, olağan sebep sorumluluğu olarak nitelenen ve toplumsal tehlike düşüncesine dayanan bir sorumluluktur.
b) Tüzel kişinin sorumlu tutulabilmesi için, çalıştırdığı kişi ile aralarında bir hizmet sözleşmesi bulunmalı, çalıştırılan kişi bir eylemiyle üçüncü kişiye zarar vermiş ve bu zarar tüzel kişinin işlerini görürken doğmuş olmalı, eylem ile zarar arasında nedensellik bağı kurulabilmelidir.
c) Tüzel kişi, çalışanlarının üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı BK.m.55/2’de gösterilen iki durumda sorumluluktan kurtulabilir. Birincisi, zararın doğmaması için bütün önlemleri aldığını, çalıştırdığı kişiyi seçmede, gözetip denetlemede ve buyruk vermede gereken özen ve titizliği gösterdiğini, buna karşın zararın meydana geldiğini kanıtlamalıdır. İkincisi, durumun gerektirdiği bütün dikkat ve özeni göstermiş olsaydı bile, zararın doğmasına engel olamayacağını, çünkü zararın oluşumunda zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da önlenemez neden (mücbir sebep) yüzünden zarar ile sorumluluk arasında nedensellik bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kuşkusuz, çalıştıran olarak tüzel kişinin ek kusuru varsa, nedensellik bağının kesildiğinden söz edilemeyecektir.
d) Tüzel kişinin hizmet sözleşmesi ile çalıştırdığı kişiler, tüzel kişinin temsilcisi sıfatıyla veya vekaletle iş yapsalar bile “organ” niteliğini kazanamazlar. Buna karşılık, bazı durumlarda “yardımcı kişi” sıfatıyla iş yaparlarken, tüzel kişi ile bağıtsal ilişki kuran gerçek veya tüzel kişilere verdikleri zararlardan, tüzel kişi sorumlu olur ki, bunu aşağıda ayrı bir bölümde inceleyeceğiz.
2- Üçüncü kişilerin zararından sorumlulukta zamanaşımı
Gerçek kişilerde olduğu gibi, tüzel kişinin BK.m.55’e göre sorumluluğuna üç tür zamanaşımı uygulanır.
a) Borçlar Kanunu 60/1. maddesi:
Tüzel kişi çalışanlarının üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumluluğa, kural olarak BK.60/1. maddesindeki (1) ve (10) yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
b) Borçlar Kanunu 60/2.maddesi ve özel yasalar:
Gene kural olarak, tüzel kişilere BK. m.60/2’deki uzamış ceza zamanaşımı uygulanamaz ise de, eğer tüzel kişi bazı özel yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren bir işyeri ve işletme ise koşullar oluştuğunda haklarında BK.m.60/2 veya ona koşut özel yasa hükümleri uygulanacaktır. Örneğin, tüzel kişi motorlu araç işleteni ise, üçüncü kişiye verilen zararlarda, 2918 sayılı KTK.109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı, sürücü ile birlikte (işleten olarak) tüzel kişiye de uygulanacaktır.
III- YARDIMCI KİŞİLERDEN SORUMLULUK
1- Tüzel kişilerin yardımcı kişi kullanmaları
Tüzel kişiler, bir sözleşmeyi, borcu, işlevi veya yükümlülüğü yerine getirirken “yardımcı kişi” kullanabilirler. (BK.m.100) Bu yardımcı kişi :
a) Tüzel kişinin kendi personeli olabilir. Örneğin, bir banka çalışanının para yatıran veya havale gönderen kişilere hizmet vermesi gibi.
b) Tüzel kişi ile herhangi bir iş ilişkisi kuran başka bir tüzel kişi veya gerçek kişi olabilir. Örneğin, havale ilişkisinde muhabir banka, asıl bankanın “yardımcı kişisi” konumundadır.
Her iki durumda da, ister tüzel kişinin kendi personeli olsun, ister başka bir tüzel veya gerçek kişi olsun, tüzel kişinin üstlendiği bir işi “yardımcı kişilere” yaptırması durumunda, bunların iş sahiplerine verdikleri zarardan, kusur aranmaksızın, işi doğrudan üstlenmiş olan tüzel kişi sorumlu olur.
2- Yardımcı kişilerden sorumlulukta zamanaşımı
Tüzel kişiler de gerçek kişiler gibi, kendi yapacakları işi “yardımcı kişi”ye yaptırmaları durumunda, yardımcı kişilerin iş sahiplerine verdikleri zarardan dolayı BK.100. maddesine göre sorumludurlar. Tüzel kişi ile iş sahibi arasındaki bağıtsal ilişki nedeniyle de bu tür uyuşmazlıklara BK.125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı uygulanır.
[1] Özsunay,Tüzel Kişiler, 1982, sf. 169- T. Uygur, Borçlar Kanunu, C.I., sf. 304
[2] Özsunay,a.g.e.,sf.75 – Uygur, age. Sf. 304
[3] Oğuzman/Öz, Borçlar H. 2000, sf.575
[4] Uygur, age.sf.304- Y.4.HD.22.1.1975, 11399-903
[5] A. Von Tuhr, Borçlar H., Yargıtay Yayınları, sf. 397-398
[6] Yargıtay 4. HD.15.1.1979, 1978/12904 E. 1979/146 K. sayılı kararında :”...Kural olarak uzamış (ceza) zamanaşımı, haksız eylemi işleyen kişilere karşı açılan davalarda uygulanabilir. Buna karşılık Medeni Hukuk yönünden sorumlu olan üçüncü kişiler hakkında B.K. 60/2. maddesi hükmünün uygulanabilme olanağı yoktur.” denilmiştir. (YKD. 1979/4-498/499) – Ayrıca 4. H.D. 24.9.1990, 11300-6723 (YKD. 1990/II-1621), 12.5.1986, 3201-4010 sayılı, 5.3.1984, 1671-2104 sayılı kararlar (Uygur. C.I., sf.985-987) – 4. HD. 7.3.1979, 11151-2990 (YKD. 1979/8-1134) . (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, sf. 725, Dip not :9)
[7] İstanbul 7. Asliye Ticaret Mah. 1996/989-1998/2037 dosyası
[8] Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. Bası, 1998, sf.829
[9] Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, sf. 725 ve Dip not : 9a
