Anasayfa

AMACIMIZ VE İLKELERİMİZ

TAZMİNAT HUKUKU BİLGİ OBAMIZIN KURULUŞ AMACI VE İLKELERİMİZ

ASIL KONUMUZ CAN ZARARLARIDIR.

Bizim çalışma alanımız ağırlıklı olarak insana verilen zararlar (can zararları) ile sınırlıdır. Mal zararları ile ilgilenmiyoruz. Şu kadar ki, mal zararları kişilerin bedensel ve ruhsal bütünlüklerini bozmuşsa, ancak o zaman “mal zararları” ilgi alanımıza girer. Bu nedenle bize, konumuzla ilgili olmayan sorular sormayınız.

Hakların en kutsalı “yaşama hakkı” ve bunun özelinde “sağlıklı yaşama” hakkıdır. Bunlara ek olarak “emeğin hakkı”nı da unutmamalıyız. Bugün ölçüsü kaçırılmış bir üretim ve ticaret anlayışı dünyamızı yaşanmaz hale getirmekte, havamız, suyumuz, toprağımız geri dönülmez bir biçimde kirletilmekte, ırmaklardan denizlere zehir akıtılmakta, doğal kaynaklar hızla tüketilmekte; bir çok hayvan ve bitki soyu yokedilmekte veya genetik yapıları değiştirilmekte; insanların sağlığıyla oynanmasına hiçbir siyasal ve örgütsel güç engel olamamaktadır. Vahşi kapitalizmin insanlara besin adı altında zehir yedirecek kadar gaddarlaştığını dehşet ve korkuyla gözlemlemekteyiz.

Öte yandan yaşamsal gereksinimlerin karşılanmasında ekonomiyi ve ülkeyi yönetenlerin yetersizliği, dünya genelinde üretim ve tüketimin dengesizliği, işsizlik veya çalışanlara yapılan haksızlıklar ve benzeri her türlü hukuka aykırı eylem ve işlemler kişilerin ruh ve beden sağlığını bozmaktadır.

Bütün bunlarla en etkili savaşımın hukuk yoluyla olacağı inancındayız.

Biz, insan hakları kavramını, önce bireylerin can güvenliği ve sağlıklı yaşama hakkı olarak anlıyor ve algılıyoruz. Bunların sağlanamadığı bir toplumda “insan hakları” siyasal bir söylemden öte bir anlam taşımamaktadır. Orman ağaçlardan, toplum bireylerden oluşur. Ağacı ve bireyi kesip biçerseniz, geride ne orman kalır, ne toplum.

KONUMUZLA İLGİLİ KAPSAMLI ARAŞTIRMALAR YAPIP, SİZLERE DOĞRU BİLGİLER VERMEYE ÇALIŞIYORUZ.

Sürekli araştırmalar yapıyoruz. Pek çok kaynaklara başvuruyoruz.Öğrenmeye çalışıyoruz. Öğrendiklerimizin doğru olup olmadığını denetliyoruz. Doğru olduğu sonucuna varmışsak onları sizlere ulaştırıyoruz. Bilgi sahibi olmadan yazmıyoruz, konuşmuyoruz, görüş belirtmiyoruz.

Yanlışları saptamaya çalışıyoruz. Araştırıyoruz. Kesin sonuca vardıktan sonra “neden yanlış olduklarını” anlatmaya çalışıyoruz.

Yargıç veya avukat meslektaşlarımıza elimizden geldiğince bilgi aktarmaya çalışıyoruz. Doğru kararlar verilmesi, doğru davalar açılması ve doğru savunmalar yapılması için bize başvuran herkese yardımcı oluyoruz. Öğretiden ve Yargıtay kararlarından derlediklerimizi isteyen herkese veriyoruz.

YARGI KARARLARINI SÜREKLİ İZLİYORUZ

Konumuzla ilgili Yargıtay kararlarını sürekli izliyoruz. Yanlış bulduklarımızı yazılarımızda eleştiriyoruz, neden yanlış olduklarını göstermeye çalışıyoruz.

İlerde Bilgi Obamızda “KARAR İNCELEMELERİ” adlı yeni bir dosya açacağız. Burada Yargıtay kararlarını inceleyip görüşlerimizi belirteceğiz. Bu nedenle, elinize geçen tüm YARGITAY KARARLARINI BİZE GÖNDERİNİZ. (Adresimiz ve faks numaramız Site’mizde yazılı olup dilediğiniz yoldan kararları bize ulaştırabilirsiniz.)

YANLIŞ KARARLARA DİRENİLMESİ İÇİN ORTAM OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ.

1) Yerleşik içtihada ve yasaların açık hükümlerine aykırı kararlar verilmemesi için çaba gösteriyoruz, bu konuda uğraş verenleri destekliyoruz.

Uzun yıllardan beri düzenli ve tutarlı bir biçimde sürdürülegelmiş, doğrulukları tartışmasız kabul edilmiş yerleşik içtihada ve yasaların açık hükümlerine aykırı kararlar verilmesini önlemek için her yolu denemeliyiz. Herkesi uyarmalı, herkesin bu yönde savaş vermesini sağlamaya çalışmalıyız.

2) Israrla ve inatla sürdürülen, haksızlıklara yol açan, yargıya güveni sarsan yanlış kararlar :

a) Kısmi davanın aslında bir tespit davası olduğunu, tespite ilişkin bölüm için harç tamamlama (dava değerini artırma) işleminin ıslah ve yeni bir dava olmadığını; bu nedenle kısmi dava adı altında ilk davanın açılmasıyla zararın tamamı için zamanaşımının kesilmiş olacağını; ölüm ve yaralanma nedeniyle açılan davalarda başlangıçta yoğun bir belirsizlik olduğundan, ancak toplanan kanıtlarla, uzman bilirkişilerden alınan raporlarla zararın tamamının “dava edilebilir” nitelik kazandığını; bir zarar “dava edilebilir” nitelik kazanmadıkça zamanaşımının başlamayacağını ve işlemeyeceğini; bu görüşlerimizde yasalara aykırı bir yön bulunmadığını; insanlara verilen zararlar konusunda daha anlayışlı ve duyarlı olunmasını sürekli anlatmaya ve bütün bu görüşlerimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz. Yıllardanberi yazılarımızla ve kitaplarımızla bu yönde savaş vermekteyiz.

b) İş kazaları nedeniyle işverene ve üçüncü kişilere karşı açılan davalarda, işçilere veya işçi ölmüşse desteğinden yoksun kalanlara büyük haksızlıklar yapıldığını; Yasaya göre Sosyal Güvenlik Kurumu’nun rücu hakkı belli bir miktarla sınırlı olmasına karşın, bağlanan tüm gelirlerin tazminattan düşülmesinin, zarar sorumlularını ödüllendirme sonucunu doğurduğunu; ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu rücu davalarının ve peşin değer hesaplarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini sürekli yineliyeceğiz.

c) İşçi alacaklarına ilişkin davalarda da, işçinin başlangıçta alacak miktarını bilmesinin olanaksızlığı nedeniyle açtığı kısmi davanın, temerrüt için yeterli görülmeyip  faizin ıslah tarihinden başlatılmasını ve ayrıca dava değerinin artırılmasının (ıslahın) yeni bir dava sayılıp davalıya zamanaşımı savunması yapma olanağı sağlanmasını doğru bulmuyoruz. Bundan da ötesi, İş Yasası’nda işçinin ücretlerinin ne zaman ödeneceği açıkça yazılı olmasına göre, Yasa’daki ödeme tarihlerinin temerrüt başlangıcı kabul edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

3) Yasaların açık hükümlerine aykırı kararları anlatmayı sürdüreceğiz.

Sigorta ve tazminat konularında yoğun bir direniş yüksek yargıya da yansımaktadır. Bunların en başında, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davalarında işçiye ve ölmüşse desteğinden yoksun kalanlara yapılan haksızlıklar yer almakta; Sosyal Güvenlik konularıyla Borçlar Kanunu’ndaki ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle tazminat hakları bir ve aynı tutulmakta; “yargı mağdura düşman mı?” dedirtecek kadar çok büyük haksızlıklar yapılmaktadır.

İş kazaları dışındaki haksız eylemler ve özellikle trafik kazaları nedeniyle açılan tazminat davalarında da Sosyal Gücenlik Kurumu’ndan gelir bağlanıp bağlanmadığı konusu herkese “illallah” dedirtmektedir. Özellikle sigorta şirketleri, Sosyal Güvenlik Kurumu gelirleri konusunu bir savunma aracı gibi (bir kalkan gibi) kullanarak tazminat ödemekten kurtulmanın ya da ödemeyi geciktirmenin yollarını aramaktadırlar. Oysa buna hiç hakları yoktur. Çünkü 2918 sayılı KTK’nun ilgili maddeleri özel hükümlerdir; özel hükümler öncelikle uygulanmak gerekir. Nitekim, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun rücu hakkını inceleyen Yargıtay Özel Dairesi kararlarında, sigorta şirketlerinin öncelikle haksahiplerine tazminat ödemesi gerektiği, tazminat ödenmişse Kurum’un sigorta şirketlerine karşı açtığı rücu davasının reddedileceği biçiminde kararlar verilmekte; böylece, sigorta şirketlerinin öncelikle asıl haksahiplerine tazminat ödemesi gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelir bağlanma koşulu ileri sürülerek tazminat ödemelerinin geciktirilmesinin yasal olmadığı dolaylı olarak vurgulanmaktadır.

Yanlışlıklardan biri de, üç kez yazı yazmamıza neden olan 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesidir. Bu konuda Yargıtay’ın ilgili iki özel dairesi yirmibeş yıllık yerleşik kararlarından dönerek yasa hükmünü işlemez hale getirmişlerdir.

Bir başka sıkıntı, trafik kazaları nedeniyle açılan tazminat davalarında Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması ve özellikle sigorta şirketlerinin bunu bahane ederek tazminat ödemekten kurtulmaya çalışmalarıdır. Oysa, Sosyal Güvenlik Yasalarında “ölüm, maluliyet ve yaşlılık” aylığı bağlanması, belli bir süre ve yeterli derecede prim ödenmiş olmasının bir sonucu olup, İçtihadı Birleştirme Kararıyla yasaların bu hükümleri açıklığa kavuşturulmuş olmasına ve Yargıtay Kanunu’nun 45.maddesi 5.fıkrasına göre Özel Daireler ve Hukuk Genel Kurulu kararlarının İçtihadı Birleştirme Kararlarına aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiş bulunmasına karşın, özellikle Trafik kazaları nedeniyle açılan davalarda Sosyal Güvenlik gelirleri araştırılmakta, haksız indirimler yapılıp yanlış kararlar verilmektedir. Ülkemizde “cinayet gibi” süregelen trafik kazalarında kişilerin felâketleri yetmezmiş gibi, bir de onlar, sigortalar ve yargı tarafından mağdur edilmekte, haksızlığa uğratılmaktadırlar. En çok da buna isyan ediyoruz. Bu arada sigorta şirketlerinin hemen hiç birinin Yasa’daki (8) günlük ödeme süresine ilişkin emredici hükme uymadıklarını belirtelim.

4) İnsana verilen zararlarla ilgili haksızlıklar daha pek çoktur. Örneğin çocukların ölümleri ve sakatlanmalarıyla ilgili davalarda yapılan haksızlıklar insanın içini titretmektedir. Bu haksızlıkların büyük bir bölümünü bugüne kadar kitaplarımızda ve yayınlanmış yazılarımızda dile getirdik. Bu çabalarımızı sürdüreceğiz.

İnsan zararlarına ilişkin uygulamalara, bir takım çevrelerin (yabancı kaynaklardan aktarılmış) yıllar öncesine ait eskimiş, bayatlamış, günü geçmiş, güncelliği kalmamış, yaşam gerçeklerine aykırı görüşlerine bakarak kuşkuya kapılıyoruz ve diyoruz ki: Hukuk ve yargı mağdura düşman mı ?

ÜYELİKLER HAKKINDA

1) Bilgi Obamız kurulduğu günden başlayarak olağanüstü ilgi gördü. Şu anda Türkiye’nin en çok tıklanan hukuk sitesiyiz. Ancak üyelikler yavaş yürüyor. Çoğu kişi kitap fuarı gezer gibi bakıp geçiyor. Oysa biz üyelikler bekliyoruz, Örgütlenmek, bir güç birliği oluşturmak istiyoruz. Örgütsüz bir yere varamayız, etkinlik sağlayamayız; yazdıklarımızla, savunduklarımızla kalırız. Ne kadar çok üyemiz olursa, etkinliğimiz o derecede artar. LUTFEN ÜYE OLUNUZ. Mümkünse gerçek kimliğinizle üye olunuz.

2) Üyelikler başta yargıç, avukat, akademisyen olmak üzere tüm hukuçularımıza, hangi bilim dalından olursa olsun tüm akademisyenlerimize, doktor, mühendis, mimar, mali müşavir, muhasebeci, ekonomist, işletmeci, bankacı, sigortacı vb. tüm meslek dallarına açıktır.

3) Yukarda sayılan meslekler ve benzerleri dışında, sırf kişisel davalarını sormak için üye kaydolanları tespit edip üyeliklerini iptal edeceğiz.

4) Sizleri tanımak istiyoruz: Bazı üyelerimiz kimliklerini gizlemekte; anlamsız simgeler kullanmaktadırlar. Oysa birbirimizi tanımalıyız, birbirimize destek vermeliyiz. Ayrıca biz kimlere hizmet verdiğimizi bilmek istiyoruz.

5) Ancak, bazı özel nedenlerle kimliklerin gizlenmesini anlayışla karşılayacağız. Bu konuda bir koşulumuz var: Kimliklerini gizlemek isteyenler, gerçek kimliklerini büro adresimize mektupla veya faksla bildirmelidirler. Özellikle yargıçlarımızdan ve akademisyenlerimizden bunu bekliyoruz. Ayrıca onların “KONUK YAZARLAR” bölümünde yayınlanmak üzere yazılarını bekliyoruz. Düşünün ki, hiçbir yayın organının tirajı bizim SİTE'miz kadar yüksek değildir.

SORULAR-YANITLAR KONUSUNDA

1) Herkese yararlı olacak, herkesin bilgilenmesini ve aydınlanmasını sağlayacak GENEL NİTELİKLİ SORULAR SORUNUZ. Bir soruyu yanıtlarken bundan yalnız soru soranın değil, herkesin yararlanmasını istiyoruz.

2) Biz AVUKATLIK BÜROSU VE İŞ TAKİPÇİSİ DEĞİLİZ. Bu Site, insan zararları ağırlıklı olarak “Tazminat ve İş Hukuku” alanında ARAŞTIRMA VE BİLGİ AKTARIMI amacıyla kurulmuştur. Lûtfen bize can zararları, iş ve sosyal güvenlik konuları ve usul yasaları dışında sorular da sormayınız.

3) Özel sorunlarınız, kişisel davalarınız (eğer herkesi ilgilendirmiyorsa) bundan böyle yanıtlanmayacaktır. Ancak, bizden özel görüş ve hukuk yardımı istiyorsanız, o zaman sorunuzu inceleyeceğiz; gerekiyorsa, elinizdeki belgeleri posta veya kargo yada faks yoluyla bize ulaştırmanızı istiyeceğiz. Tüm belgeler tamamlandıktan sonra, bunları inceleyeceğiz. Bu incelemeler sonucu, eğer çözüm bulabiliyorsak, size yararlı olabileceksek, sizden ücret isteyeceğiz . Ücret ödendikten sonra da, size yararlı olacak tüm bilgileri, hukuksal görüşlerimizi, hattâ dava açacaksanız dava dilekçenize varıncaya kadar gerekli olan her şeyi hazırlayıp size göndereceğiz. Ayrıca, eğer isterseniz, büromuzun avukatları davanızı üstlenecekler.

SORULARINIZI DÜZGÜN VE EKSİKSİZ SORUNUZ.

Soru sorarken açık, anlaşılır, düzgün cümleler kurunuz. Sorunuzu ekrana yansıtmadan önce, ön hazırlık yapınız; bir kağıda yazıp düzgün bir anlatım haline getiriniz. Unutmayın ki sizin sorunuzu herkes okuyacak, herkes anlamaya çalışacak.

SORULARA BİZİM YERİMİZE YANIT VERMEYİNİZ.

Sorulara yalnızca biz yanıt vereceğiz. SİTE’mizin en önemli özelliklerinden biri de budur. Biz uzun araştırmalar yapmadan sorulara yanıt vermiyoruz. En çok korktuğumuz yanlış yanıtlarla bilgi kirliliğine yol açılmasıdır.

Lûtfen, bizim SİTE’mizde birbirinize yanıt vermeyiniz. İyice öğrenmeden görüş belirtmeyiniz. Burası, diğer siteler gibi “serbest kürsü” değildir. Kuralları önceden belirlenmiş bir “disiplin” altında çalışmamızı sürdürmek istiyoruz.

Siz eğer bir konunun “uzmanı” iseniz, uzun araştırmalar sonucu bir yazı, bir makale yazmışsanız, onu bize gönderiniz, yayınlanmaya değer görürsek “Konuk Yazarlar” bölümüne koyarız.

DİKKAT:

SİTE’MİZDEKİ YAZILARI DÜZGÜN OKUMAK İÇİN, EKRANIN SAĞINDAKİ “PDF” SİMGESİNİ TIKLAYINIZ VE EKRANI GENİŞLETİNİZ.

BÖYLECE YAZILARIMIZI ÖZGÜN BİÇİMLERİYLE GÖRMÜŞ OLACAKSINIZ.

HERKESE BAŞARILAR.

BAĞIMSIZ, ÇAĞDAŞ, DUYARLI, GÜVENLİ, TARAFSIZ, YARATICI, DEVRİMCİ, SAPLANTILARDAN ARINMIŞ, BİLGİ YÜKLÜ, UZMANLAŞMIŞ KADROLARIYLA HIZLI BİR YARGI DÜZENİNE KAVUŞMAMIZ DİLEĞİYLE.

 

 

 
Arabul
Özel Arama
Kimler Sitede
Şu anda 268 konuk ve 1 üye çevrimiçi
  • aakkir