Görüş Bildirimleri
KAMU HASTANESİ HEKİMİNİN “GÖREVDEN AYRILABİLİR KİŞİSEL KUSURU” ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLMASI
KAMU HASTANESİ HEKİMİNİN “GÖREVDEN AYRILABİLİR KİŞİSEL KUSURU” ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLMASI
KAMU HASTANESİ HEKİMİNİN “GÖREVDEN AYRILABİLİR KİŞİSEL KUSURU” ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLMASI
1) Her ne kadar Devlet Hastanesinde hatalı ameliyat yapıldığı için "hizmet kusuru" nedeniyle Salık Bakanlığı’na karşı İdari Yargı'da dava açılıp, görevliler dava edilemez ise de, eğer ameliyatı yapan hekimin "görevden ayrılabilir kişisel kusuru" varsa,
onun hakkında “Adli Yargı”da “maddi ve manevi” tazminat davası açılabilir.
2) Böylece aynı olay için hekime karşı "adli yargı"da ve Sağlık Bakanlığına
karşı "idari yargı"da dava açılabilir. Burada derdestlik söz konusu değildir. Hangi dava önce biterse, hangisinden tazminat tahsil edilirse, öteki konusuz kalmış olur.
3) Ceza mahkemesinde devam eden bir dava varsa ve Yüksek Sağlık Şurası’ndan rapor alınmışsa, hukuk mahkemesinde hekime karşı ve Sağlık Bakanlığına karşı İdari Yargı’da açılacak tazminat davalarında, bu rapor geçerli olmayacaktır. Her iki mahkemede de Adli Tıp Kurumu’ndan veya Tıp Fakülteleri Sağlık Kurulundan kusur sorumluluk raporu istenmek gerekecektir..
4) Hekime karşı açılacak davanın zamanaşımı (vekalet akdi nedeniyle) (5) yıl olup, bunun başlangıcı hatalı ameliyatın yapıldığı tarih değil, beden gücü kayıp oranına ilişkin Sağlık Kurulu raporunun öğrenildiği tarihtir.
5) İdari yargıda doğrudan dava açılabilir. Önceden başvuru şart değildir. Ancak unutmamalı ki, İdari Yargılama Yasası’nın 13.maddesine göre, bu tür davalarda zamanaşımı kesin rapor tarihinden itibaren (1) yıl ve herhande (5) yıldır. Zamanaşımı süresi ile İdareye başvurulmuşsa yanıt alındığı tarihten itibaren (60) günlük dava açma süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
