Güncel Konular
UZMANLIK MAHKEMELERİ KURULMALIDIR
UZMANLIK MAHKEMELERİ KURULMALIDIR
SULH HUKUK – ASLİYE HUKUK AYRIMI YERİNE UZMANLIK MAHKEMELERİ KURULMALIDIR
1- Büyük kentlerde ve il merkezlerinde uzmanlık mahkemeleri kurulmalıdır.
Elli yıldır enflâsyonla yaşayan ülkemizde sulh hukuk-asliye hukuk ayrımı bana pek anlamsız geliyor. Biri ötekinin üst mahkemesi olmadığına göre bu yönden de ayrım gereksizdir. Usulcüler ne düşünürlerse düşünsünler, bence bu ayrım kaldırılmalı, uzmanlık mahkemeleri kurulmalıdır. Bizim konumuz olan insan zararları, aile hukukundan daha önemlidir.
Uzmanlık mahkemeleri kurulurken, başta Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu olmak üzere, çeşitli yasalardaki konu bölümleri esas alınmalı, her temel konuya ayrı mahkeme bakmalıdır. Bizim konumuz olan tazminat davalarında dahi can zararları ve mal zararları ayrımı yapılmalı; dahası ölüm ve bedensel zararlar ile kişilik hakları türünden manevi zararlar için ayrı uzmanlık mahkemeleri oluşturulmalıdır.
Sonra, ticaret mahkemeleri de tek yargıca indirilerek ticari konular paylaştırılmalı; örneğin şirketler,kooperatifler, kıymetli evrak, yolcu taşıma, emtia taşıma, haksız rekabet, markalar, sigorta davaları ayrı uzmanlık mahkemelerinde incelenmelidir.
Böylece yargıçlarımız kırk çeşit davaya bakmaktan, birbirinden son derece farklı konular arasında bunalmaktan ve boğulmaktan, iş yükü altında ezilmekten kurtarılmalıdır.
2- Bölge (üst-istinaf) mahkemelerinden vazgeçilmeli; az yargıçlı ve küçük yerleşim yerlerindeki mahkemelerin kararları, en yakın uzmanlık mahkemesi tarafından (bir üst mahkeme olarak) incelenmelidir.
İlerde üst mahkeme (istinaf mahkemesi) uygulamasına geçildiğinde, şimdiden iddia ediyoruz ki her şey karmakarışık olacak; hiçbir olumlu sonuç alınmayacaktır. Onların yerine kurulacak uzmanlık mahkemeleri, küçük ve az yargıçlı yerleşim yerlerindeki mahkemelerin kararlarına itirazları inceleyecek ve temyize açık bir karar verecektir. Böylece uzmanlık, yurdun her yerindeki yargı yerlerine ulaşmış olacak ve gene iddia ediyoruz ki çok olumlu sonuçlar alınacaktır. Bu uygulama başlatıldığında Yargıtay’ın yükü de bir hayli hafifleyecek; öte yandan Yargıtay davanın ayrıntılarına girmek yerine asıl görevini yapar duruma gelecektir.
3- Yargıtay Özel Dairelerinin de uzmanlık alanları kesin belirlenmelidir.
Gelen dosya sayısına ve iş yüküne göre konuların gelişigüzel daireler arasında paylaştırılması, yıllarca kadastro davalarına bakmış özel dairenin birdenbire sigorta konularını incelemekle görevlendirilmesi; iş kazalarını ve sosyal güvenlik haklarını incelemekle görevli ve başlangıçta uzmanlık dairesi olarak düşünülüp kurulmuş olan özel daireye icra işlerinin yüklenmesi, konusunda uzmanlaşmamış üyelerin yanlış kararlar vermeleri sonucunu doğurmakta, yerel mahkemelerin doğru kararları bozularak, yanlış kararları onanarak hukuk sistemimiz alt üst edilmekte, yargıya güven sarsılmaktadır. Hele son birkaç yıldır, Özel Dairelerin kendi yerleşik (kökleşmiş) içtihatlarına; giderek İçtihadı Birleştirme kararlarına ve yasaların açık hükümlerine aykırı kararlar verdikleri gözlemlenmekte; bundan derin kaygı ve üzüntü duyulmaktadır.
Bütün bunlara bakarak diyoruz ki : Yargıtay özel daireleri de uzmanlaşmalı; bunun için çok gelişmiş bir Bilgi Merkezi kurulmalı; geçmişten bugüne yerleşik (kökleşmiş) ve birbiriyle çelişmeyen kararlar bilgisayarlara yüklenmeli; en son yayınları içeren zengin bir kitaplık yerli ve yabancı yayınlarla sürekli beslenmelidir.
Yargıtay’a üye seçilirken ve dairelere atamalar yapılırken uzmanlığa önem verilmeli; örneğin yirmi küsur yıl savcılık veya ceza yargıçlığı yapmış kişiler, en fazla uzmanlık gerektiren (ticaret, sigorta, iş ve sosyal güvenlik, trafik ve iş kazası gibi özel bilgi birikimini gerektiren) özel dairelere atanmamalıdır.
4- Tüm adliye binalarında zengin kitaplıklar kurulmalı; Yargıtay’daki Bilgi Merkezi internet kanalıyla tüm adliye binalarına ulaştırılmalı; gelişmiş yazılım programlarına abone olunmalıdır.
Yargıçların görev yaptıkları yurt köşelerindeki Adliye binalarında en son hukuk yayınlarından oluşan kitaplıklar kurulmalı; gelişmiş yazılım programlarına abone olunmalı; Yargıtay’da zengin içerikli Bilgi Merkezi kurulduktan sonra, internet yoluyla en uzak yurt köşelerindeki yargıçların bunlardan yararlanmaları sağlanmalı; yerli ve yabancı akademik çalışmalar da internet aracılığıyla izlenmelidir.
Benim şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Uygulamanın içinden gelenleri, yıllarca yargıdaki olumsuzlukları izleyenleri, bir hata yapmadıkları halde olumsuz sonuçlar nedeniyle davalarını üstlendikleri kişilerin ağır hakaretlerine göğüs geren avukatları, kürsülerinde acı çeken, boğulan, bunalan, ülser ve kalp hastası olan, şekeri yükselen, erken yaşlanıp çok sevdikleri mesleklerinden bıkan yargıçları dinleyerek yukardaki görüşleri dile getirdim.
Gelin hep birlikte çözüm bulalım: Sizler neler düşünüyorsunuz ? Lûtfen bunları okuyup geçmeyin. Siz de bir şeyler düşünün, öneriler getirin.
