Yargıtay Kararları
BİNA SAHİBİNİN VE KİRALAYANIN SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
BİNA SAHİBİNİN VE KİRALAYANIN SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
(1) Yapımda eksiklik olması nedeniyle, kiracı kullansa bile bina malikinin kusursuz sorumluluğu vardır. ( 743/m.656, 661, 818/m.58 )
Davacı vekili, davalıların maliki ve kiracısı oldukları dükkanlarda yaptıkları imalatta kullandıkları kimyevi madde atıklarının, müvekkiline ait işyerine zarar verdikleri gibi, söz konusu atıkların sağlığa zararlı olması nedeniyle, müvekkiline ait işyerinde iş kaybına maruz kalındığını ileri sürerek, iş kaybı karşılığı maddi tazminatın haksız fiilin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı malikin işyerini kiracısı olan diğer davalının kullanmış olması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olamayacağı gerekçesiyle, (bina maliki hakkındaki) istemin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekilince bina sahibinin sorumluluğuna ilişkin olarak da dava açılmış olup, davalı bina sahibin M.K.'nun 656 ve 661.maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu olup, olmayacağı karar yerinde değerlendirilip tartışılmadan, haksız eylemin kiracı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle davalı kiralayan hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. (11.HD.16.6.2003 E. 2003/940 K. 2003/6408)
(2) Davalı tesisinde çıkan yangının,davacıya ait tesise sirayet etmesi sonucu uğranılan zararın tazminine ilişkin davada, bina malikinin kusursuz sorumluluğu söz konusu olduğundan, mahkemece davacının zararı belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekir. (818/m.58)
Dava, davalı tesisindeki yangının davacıya ait tesise sırayet etmesi sonucu uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Yangının davalıya ait tesiste çıktığında uyuşmazlık yoktur. Her ne kadar ceza davasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin yönetici ve ortaklarının yangının çıkışı ve söndürülmesinde herhangi bir kusur veya ihmallerinin bulunmadığı belirtilmiş ve bu nedenle mahkemece beraat kararı verilmiş ise de, yangının davalı şirket tesisinde çıktığı belirgindir. Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince bina malikinin kusursuz sorumluluğu söz konusudur. O halde mahkemece davacının zararı belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekir iken yazılı gerekçesiyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir. (11.HD. 4.3.2002 E. 2001/9396 K. 2002/1867)
(3) Davalı kiracının kusuru sebebiyle, malikin ise kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, zarar miktarı saptanması ve sonucuna göre karar verilmesinin gerekir.
Binanın üçüncü katında oturan davalının oturduğu konuttan, sigorta ettirenin zemin kattaki mağazasına pis su sızıp sızamayacağı, sızması mümkün ise zararın miktarının ne olacağı noktalarında toplanan uyuşmazlıkta; tesisatın ve inşaatın yapılış tarzının uzman bilirkişi kuruluna incelettirilmesi, zararın davalıya ait daire pis su kanallarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının saptanması, davalı kiracı ise kusuru sebebiyle, malik ise kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek zarar miktarı saptanmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.
(11.HD. 28.1.2002 , E. 2001/8397 - K. 2002/558)
(4) Binanın çatısına yeterince sağlamlaştırılmadan ve tehlike yaratacak şekilde sac levha monte edilmesi binanın kullanımına bağlı bir olgu olduğundan,Borçlar Yasasının 58. maddesinde açıklanan binanın korunmasındaki kusur kapsamında değerlendirilmeli ve davalı bina sahibi zarardan sorumlu tutulmalıdır.
Davalıya ait olan ve yine davalı tarafından benzin istasyonu olarak kullanılan yerdeki binanın çatı aralığı ile merdiven arasındaki açıklığı kapatmak için konulmuş olan sac levhanın, kuvvetli rüzgarın etkisi ile yerinden kurtulup, yakıt almak için orada bulunan davacının yüzüne çarparak yaralanmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Yasasının 58. maddesi gereğince bina sahibi, binanın iyi yapılmamasından veya korunmasındaki kusurdan kaynaklanan zararlardan sorumludur. Davalı bina sahibi olarak, binanın iyi yapılmamasından doğan zararlardan sorumlu olduğu gibi binanın iyi kullanılmaması, yeterli bakım yapılmaması gibi nedenlerden doğan zararlardan da sorumludur. Binanın çatısına yeterince sağlamlaştırılmadan ve tehlike yaratacak şekilde sac levha monte edilmesi binanın kullanımına bağlı bir olgu olduğundan Borçlar Yasasının 58. maddesinde açıklanan binanın
korunmasındaki kusur kapsamında değerlendirilmeli ve davalı zarardan sorumlu tutulmalıdır. Mahkemece, zarar kapsamı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken, davanın tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. (4.HD.28.11.2005 E. 2004/16308 K. 2005/12788)
(5) Davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, yangının önce davalıya ait binalarda başlayıp sigortalı binaya sıçradığı, davalıya ait binaların muhafaza ve bakımının yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen karar yasaya uygundur. (B.K. m.58)
Davacı vekili, müvekkili şirkete yangın sigortası ile sigortalı iki katlı ahşap binanın, davalının sorumluluğunda ve mülkiyetinde bulunan binada çıkan yangının sirayet etmesi sonucu hasara uğradığını, meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, yangının önce davalıya ait binalarda başlayıp sigortalı binaya sıçradığı, davalıya ait binaların muhafaza ve bakımının yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve BK. m.58 gereğince davalı malikin meydana gelen zarardan sorumlu bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA 28.06.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (11.HD. 28.6.2005, E. 2004/9768 - K. 2005/6892)
(6) Bina malikinin, binanın imal ve bakımı nedeni ile üçüncü kişilere verilecek zararlarda B.K. 58. maddesi hükmü uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunmaktadır.
Davalıya ait atölyede çıkan yangının kendi atölyesine sıçraması sonucu maddi hasara uğradığını ileri süren davacının açtığı davada nedensellik bağı saptanıp soncuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı, davalıya ait atölyede çıkan yangının kendi atölyesine sıçraması sonucu maddi hasara uğradığını iddia ederek tazminat talebinde bulunmuştur. Yerel mahkeme, yangının çıkış sebebinin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kural olarak bina maliki, binanın imal ve bakımı nedeni ile 3.kişilere verilen zarardan kusursuz sorumludur. İlliyet bağı ve sorumluluğu tayinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. (7.HD. 30.9.2005, E. 2005/2772 - K. 2005/2844)
(7) Bir binadan bir başka binaya, su sızması eylemi ile zarar verilmesi durumunda, kiracının BK.'nun 41. vd. madde hükümlerine dayalı kullanıma ilişkin kusur sorumluluğu veya BK.'nun 58. madde hükmünde yazılı bina maliki olarak kusursuz sorumluluğu ya da her ikisinin birlikte sorumluluğu söz konusudur.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre BK.nun 58. madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bina içindeki su tesisatı da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir. Diğer yandan, özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur ( kast veya ihmal ) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulun gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca sübjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Bu açıklamalar çerçevesinde, somut olaya dönüldüğünde, hükme esas alınan makine mühendisi bilirkişinin raporunda, hasarın musluğun açık bırakılması sonucu oluştuğu hususunda, somut hiçbir gerekçe gösterilmediği gibi, raporda dayanılan ekspertiz raporunda da "Lavabonun vanasının kapatılmış ve sökülmüş olduğu" yazılı olup, hasar nedeni hakkında başkaca somut bir açıklama bulunmamaktadır.
O halde, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, hasar nedeninin binanın yapımından ya da kullanımdan hangisi olduğunun açıkça ortaya konulması ve buna göre bina malikinin sorumluluğunun BK.'nun 58. maddesi hükmüne dayalı olarak tartışılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. (11.HD. 29.6.2006, E. 2005/7308 - K. 2006/7693)
(8) Kiralananın kullanılabilmesi için iskan izni bulunması vazgeçilmez bir zorunluluk olup, bunun yerine getirilmesi de kiralayana ait bulunmaktadır.
Sözleşme yapılırken sözü edilen iskan izninin bulunmaması, kiralayanı kanunen kendisine yüklenen iskan iznini alma ve kiralananı sözleşmenin amacına uygun kullanılabilir duruma getirme yükümlülüğünden kurtarmaz.
Ayrıca, kiralananda atık su tahliye kanalı dar olduğundan kiralananı pis su basmış, havalandırma bacası olmadığından geçici işletme ruhsatı dahi alınamıyacağı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Bu aşamada kiralananın sözleşmeden beklenen amaca uygun teslim edildiğinden söz edilemez.
Kiralanan şeyin ayıpları, kiralayanın tekeffülü altındadır. Bu ayıplar kiralananın sözleşme ile güdülen amaca uygun biçimde kullanılmasını veya işletilmesini imkansız kılacak yahutta bu kullanım ve işletmeyi önemli surette azaltacak çeşitten ise kiracı sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir ( BK. mad.249-250 ve 106-108 ).
Mahkemece yukarıdaki ilke dikkate alınarak toplanan taraf delillerine göre kiralayana fesihten önce ödenen kira bedelinin iadesi talebinin tamamen reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir. (3.HD.20.9.2001, E. 2001/6727 - K. 2001/7921)
(9) Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir.
Bina içindeki elektrik tesisleri "imal olunan şey" kavramına dahildir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur ( kast veya ihmal ) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulun gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca subjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Dava, yangın sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, yazılı gerekçelerle, davalının yangından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmış ise de, bu sonuç dosya kapsamına uymadığı gibi eksik incelemeye de dayanmaktadır.
İtfaiye ve Emniyet Amirinin ortak olarak düzenledikleri 17.02.2000 tarihli yangın Zabıt Varakasında, davalının evindeki mangaldan düşen ateş parçasının yangına neden olduğu tesbitine yer verilmiş, aynı tarihli diğer bir yangın tutanağında ise, yangının tahminen elektrik tesisatından kaynaklandığı tesbiti yazılıdır. Davalı, ceza hakimi huzurunda yaptığı savunmasında, sobaya çalı çırpı atıp, komşuya geçtikten sonra yangının çıktığını, ancak sobayı yakmadığını beyan etmişken, olaydan hemen sonra polisçe alınan ifadesinde ise, yaşlılığı nedeniyle sobayı yakıp yakmadığını hatırlamadığını bildirmiş, her iki ifadesinde de yangının kendi evinden başladığını açıklamıştır. Yangının çıkış yerinin davalının evi olduğu dosya kapsamı ile de sabit iken, çıkış yerinin belirlenemediği gerekçesi isabetli değildir.
Yangının çıkış nedeni, davalının ya kiracı olarak BK'nun 41 nci vd. madde hükümlerine dayalı binanın ve tesisatının kullanımına ilişkin kusur sorumluluğunu yada aynı kanunun 58 nci madde hükmünde yazılı bina maliki olarak kusursuz sorumluluğunu ortaya koyacağından, bu nedenin tesbiti önem taşımakla birlikte, davalının bu iki olasılık dışında sorumluluktan kurtulmasını gerektiren başka bir hukuki nedenin ya da maddi vakıanın varlığı ne iddia edilmiş, ne savunulmuş, ne de dosyaya yansımıştır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre B.K.nun 58 nci madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bina içindeki elektrik tesisleri maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur ( kast veya ihmal ) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca subjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Bu durumda, mahkemece her iki yangın tutanağında imzası bulunan görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, çıkış nedenine ilişkin tutanaklar arası farklılığın giderilmesi, içinde inşaat, sigorta ve elektrik alanlarından seçilecek uzmanların bulunduğu başka bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması, davalının kiracı veya bina maliki sıfatlarından hangisine sahip olduğunun belirlenmesi, B.K.'nun 41 vd. yada 58 nci madde hükümlerine dayalı sorumluluğunun somut olay bakımından tartışılması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
(11.HD. 27.9.2004, E. 2003/14407 - K. 2004/8866)
(10) BİNA MALİKİNİN SORUMLULUĞU
Davacı sigorta şirketi, davalıya ait binanın temizliği sırasında, müşterisinin aracına düşen tuğla nedeni ile meydana gelen hasarın, T.T.K 1301. maddesine göre tazminini talep etmiştir. Davalı bina maliki söz konusu olayda, BK. 58. maddede yer alan hükümlerin yanı sıra, BK 55. madde anlamında da sorumludur. (6762/m. 1301, 818/m. 55, 58)
Davacı vekili, davalı İhsan'a ait binadan davalı Şah İsmail'in düşürdüğü tuğlanın sigortalı aracı hasarlandırdığını ileri sürerek, TTK.nun 1301 nci maddesi gereğince 393.191.991.-TL.nın davalılardan tahsilini istemiş, birleşen davada aynı istemi Sevim'e de yöneltmiştir.
Davalı Sevim, davalı İhsan'a ait taşınmazı satın aldığını, sağlam şekilde teslim için diğer davalıların yaptığı çalışma sırasında oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağını bildirmiştir.
Davalı İhsan, olayla ilgisi olmadığını, olaydan çok önce taşınmazı Sevim'e sattığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı Şah İsmail, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı Şah İsmail'in binada yardım için ücretsiz çalıştığı sırada düşürdüğü tuğla nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, bina sahibi davalı Sevim hesabına ücretsiz iş yapıldığı için istihdam eden sıfatı bulunmayan davalı İhsan'ın zarardan sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davalı Şah İsmail hakkındaki dava kabul edilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Zararın davalı Sevim'e ait binada yapılan temizlik sırasında düşen tuğla nedeniyle oluştuğu sabittir. O halde davalı Sevim, bina maliki olarak BK.nun 58 nci maddesi gereğince zarardan sorumlu olduğu gibi, binada çalışan diğer davalı Şah İsmail'in düşürdüğü tuğla nedeniyle zarar oluştuğundan davalı Sevim, BK.nun 55 nci maddesi gereğince de karardan sorumludur. O halde davalı Sevim açısından da davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
11.HD. 10.02.2004, E. 2003/6462 K. 2004/1070
(11) BİNA MALİKİNİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU
Davalıya ait işyerindeki LPG tankının patlaması sonucunda davacının sigortalısına ait işyerinin zarar gördüğü zararda, bina malikinin kusursuz sorumluluğunu düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince davalı şirketin sorumlu bulunduğu 3.kişilerin kusurunun ancak kendi iç ilişkilerinde değerlendirilebileceği, bu nedenle ceza davası sonucunun beklenmesi gerekmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. (6762/m.1301, 818/m.58)
Davacı vekili, davalıya ait işyerinde meydana gelen infilak sonucunda davacının sigortalısına ait işyerinin zarar gördüğünü, zararın sigortalıya tazmin edildiğini ileri sürerek, TTK.nun 1301. maddesi gereğince 15.299.957.000.-TL.nın ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte rücuen davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait işyerindeki infilaka, müteahhidin çalışanı olan iş makinası operatörü Mehmet Bektaş'ın kusurunun neden olduğu gibi müteahhit Bektaşlar İnşaat Ltd. Şti. ve hatalı doğalgaz projesini onaylayan İgdaş A.Ş. ile infilak eden LPG tankını usulüne uygun yerleştirmeyen ve bakımını yapmayan Aygaz A.Ş.'nin zarardan sorumlu olduklarını, ceza mahkemesindeki derdest davanın bekletici sorun yapılması gerektiğini, zararın abartılı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıya ait işyerindeki LPG tankının patlaması sonucunda davacının sigortalısına ait işyerinin zarar gördüğü zararda bina malikinin kusursuz sorumluluğunu düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince davalı şirketin sorumlu bulunduğu 3.kişilerin kusurunun ancak kendi iş ilişkilerinde değerlendirilebileceği, bu nedenle ceza davası sonucunun beklenmesi gerekmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince sorumlu bulunmasına olayda sigortalının kusurunun bulunmaması nedeniyle ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek olmamasına, sigortalının hasar gören işyerindeki zararlarının görgü tespit tutanağı, hazırlık soruşturması ve eksper raporu ile belirlenmiş, bu belirlemelerin aksi davalı yanca kanıtlanamamış bulunmasına, bilirkişi raporuna mesnet eksper raporunda fiyatlandırılmanın olay tarihi itibariyle yapılmış olmasına, mahkemenin kısa kararından yargılama giderlerine değinilmemiş olmasının gerekçeli kararda yer almasına engel yasal bir düzenlemenin yer almamasına, nisbi vekalet ücreti verilmesine rağmen verilen miktarın maktu olduğunun yazılmasının maddi hataya dayalı olması nedeniyle her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına, davalının olayda kusuru olduğunu iddia ettiği dava dışı ihbar edilenlere rücu etme olasılığının bulunmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
11.HD.21.9.2006 E. 2005/6094 K. 2006/9036
(12) BİNANIN BAKIM EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN ZARAR
Bina malikinin binanın gereği gibi yapılmamasından dolayı kusursuz sorumluluğu vardır. ( 818/m. 58, 1086/m. 275)
Olay tarihi itibariyle ilgili taşınmazda pay sahibi olan davalılar Kat Mülkiyeti Kanununa göre ortak yer sayılan binanın dış kolonlarındaki bakım eksikliğinden kaynaklanan ve sigortalı araçta meydana gelen zarardan payları oranında sorumlu oldukları gibi, yine olay tarihinde taşınmazda pay sahibi olduğu anlaşılan davacının payı oranında da tazminattan indirim yapılması gerekir.
Davacı vekili, davalıların maliki ve hissedarı bulundukları işyerinden düşen beton parçalarının müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, 2.823.00. YTL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare davalı İhsan hakkındaki davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir.
Davalı S. vekili, davacı sigorta şirketince yapılan ödemenin poliçe kapsamında olmadığından davacının rücu hakkı bulunmadığını, A.S. vekili, olay tarihinde sigortalı araç malikinin de binada hissedar olduğunu ve park yasağı olan yerde park ettiği için kusurlu olduğunu, davalı Üstün, sigortalı aracın park yasağı olan yere park edildiğini ve araç sahibinin de bina da hissedar olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı İhsan hakkındaki dava atiye terk edildiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın ise sübuta ermediğinden reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Borçlar Kanununun 58. maddesi uyarınca bina malikinin binanın gereği gibi yapılmamasından dolayı kusursuz sorumluluğu vardır. Olay tarihi itibariyle ilgili taşınmazda pay sahibi olan davalılar Kat Mülkiyeti Kanununa göre ortak yer sayılan binanın dış kolonlarındaki bakım eksikliğinden kaynaklanan ve sigortalı araçta meydana gelen zarardan payları oranında sorumlu oldukları gibi, yine olay tarihinde taşınmazda pay sahibi olduğu anlaşılan davacının payı oranında da tazminattan indirim yapılması gerekir. O halde, taşınmazın bulunduğu yerde HUMK'nun 275. maddesi uyarınca bir inşaat, bir mimar ve bir de makine mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yapılarak ve olay tarihi itibariyle tarafların kusur oranlarının ve sigortalı araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının tespiti ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA 31.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. 17.HD.31.01.2008, E. 2007/3175 K. 2008/413
(13) BİNA MALİKİNİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU
OBJEKTİF ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca sübjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. ( 818/m. 58, 463, 481 )
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre BK.nun 58. madde hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Binaya ait duvar da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur ( kast veya ihmal ) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca sübjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, mümeyyiz davalı vekilince, olay günü, Eskişehir'de alışılmışın dışında bir fırtına olduğu şeklinde, mücbir sebep savunmasında bulunulmuş olup, bu husus tartışılıp değerlendirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalılardan Dilber Bayer yararına bozulması gerekmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, davacının sigortalısı, davalının işlettiği otoparka aracını bırakmış ve araç burada hasara uğramış olup, buna göre sigortalı ile davalı otopark işletmecisi Dilber Bayer arasında BK.nun 463 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan vedia ( saklama ) sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Bu durumda, anılan davalının sorumluluğunun BK.nun 481. maddesi kapsamında, ardiyecinin saklama borcunu kötü ifa etmiş olmasından kaynaklandığının kabulü ile, bu çerçevede kusur durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, somut olaya uymayacak şekilde verilen karar doğru olmamış ve bu nedenle de hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
11.HD.18.01.2007, E. 2005/13473 - K. 2007/443
(14) BİNA MALİKİNİN SORUMLULUĞU - KUSURSUZ SORUMLULUK
Kiracı kullansa bile, doğan zarardan bina maliki sorumludur .(818/m.58)
Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı işyerinin çatısının yağan kar nedeniyle çöktüğünü ileri sürerek, müvekkilince ödenen bedelin işyerinin maliklerinden rücuen tazminini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazın davacı şirketin sigortalısına kiralanmasından sonra, kiracının işyerinin çatısına tabela astığını, bu tabelanın karın aşağı kaymasına engel olup, biriken karın ağırlığının olayın meydana gelmesine neden olduğunu savunmuştur. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve iki ek raporda, "çatının taşıyıcı sistem bakımından mühendislik, üst örtü tasarımı bakımından mimarlık ilke ve kurallarına uyulmadan yapıldığı, çatı yapıldıktan sonra kendi ağırlığı altında durabildiği, üzerine kar yükü gelmesiyle çöktüğü, geçerli yönetmeliklere göre çatının 75 kg/m2'lik kar yükünü taşıması gerektiği, çatıdaki aşırı yetersizlikler nedeniyle çatının çöktüğü ve bina sahiplerinin tam kusurlu olduğu" belirtilmiştir. Davacı tarafın yokluğunda bir kısım davalılar tarafından yaptırılan tespit sonrası düzenlenen 04.03.2003 tarihli bilirkişi raporunda da, bina çatısının, tespit tarihinden önce yaklaşık bir hafta süre ile devam eden kar yağışları sonucu çatı üzerinde biriken kar yüküne dayanamayıp çöktüğü kanısına varıldığı belirtilmiş, çatının ön tarafına konulan tabelanın çatının çökmesinde etken olup olmadığı açıkça belirtilmemiştir.
Dava konusu işyeri çatısının mukavemeti, üst kısma konulan tabela dolayısıyla çatıyı ne kadar kar birikebileceği, tabela konulmasa idi, yağan kar dolayısıyla çatının çökme tehlikesinin var olup olmadığı teknik bir bilgi ve incelemeyi gerektirdiğinden, HUMK.nun 275. maddesi uyarınca bu konuda uzman bilirkişi veya kişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Mahkemece, bu yönde alınan bilirkişi raporu yeterli görülmediği takdirde, yeni bir uzman heyetten rapor alınması gerekirken, bilirkişi raporunun aksine, çatının ön tarafına konulan tabelanın olayın meydana gelmesinde en az %50 oranında etken olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
11.HD. 20.02.2007 E. 2005/11830 K. 2007/3191
