Yargıtay Kararları
TACİRLER ARASI HAKSIZ FİİL – AVANS FAİZİ
TACİRLER ARASI HAKSIZ FİİL – AVANS FAİZİ
Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması yeterlidir. Alacaklının tacir olmasına gerek yoktur. Alacaklı, haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi isteyebilir.
Dava, niteliği ve içeriği itibarıyla tacir yada tacir sayılan taraflar arasında haksız fiilden kaynaklanan ecrimisil tazminatı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması yeterlidir, alacaklının da tacir olmasına gerek yoktur. Alacaklı, haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi isteyebilir.
3095 sayılı Kanun'un 2.maddesinin birinci fıkrasında, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu açıklandıktan sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceği, söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında bu oranın geçerli olacağı belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi hükmüne göre de, tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Davaya konu olaya gelince; davalı borçlu şirket tacirdir. Haksız işgal edilen taşınmazın davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili olarak kullanıldığı tartışmasızdır. Bu olgu ve az yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında, davacı kurumun alacağına 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmüne göre avans faizi oranında temerrüt faizi uygulanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Mahkemece, davalı itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken yasal faize göre hesap yapan bilirkişi raporu esas alınarak ve hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 25.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
(7.HD.25.12.2006, E. 2006/4215 - K. 2006/4399
• HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT İSTEMİ
Tacirler arasında haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, istek halinde, TC. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı AVANS FAİZ oranına hükmedilmek gerekir.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2/3. maddesi uyarınca, gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde, TC Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans kredilerine uyguladığı faiz oranında, reeskont türünden temerrüt faizine hükmetmek gerekirken, mahkemece, yazılı gerekçelerle yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
(11.HD.5.6.2003, E. 2002/13411 - K. 2003/6005)
• TACİR KİŞİLERİN YAPTIĞI HUKUKİ İŞLEMLER - AVANS FAİZ
Davacı ve davalı tacir olup,TTK.nun 3.maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına göre, 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasanın 2/2.maddesi uyarında, arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C.Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avanslar için uygulanan AVANS FAİZ oranıdır.
1-Dava, davalı şirkete ait kamyonun davacıya ait tesislere verdiği zararın giderimi isteminden ibarettir. Bilirkişi Mevlüt Demir, olay sırasında kırılan direkler ile kopan kabloların döviz cinsinden değerini belirtmiş, davacı tarafından sunulan hasar keşif formuna neden itibar edilmediğini konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Dava konusu tazminat miktarının hesaplanması teknik bir konu olduğundan, mahkemece HUMK.nun 275 ve devam eden maddeleri uyarınca konunun uzmanı bilirkişiden, denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Davacı ve davalı tacir olup,TTK.nun 3.maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve ayrıca 3095 sayılı Yasanın 2/2.maddesinde; arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C.Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avanslar için uygulanan faiz oranına göre istenebileceği belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, %50 ve değişen oranlarda yasal faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
(11.HD. 10.6.2002, E. 2002/2089 - K. 2002/5880)
• HAKSIZ EYLEM NEDENİYLE UĞRANILAN ZARAR - AVANS FAİZİ
ASKİ'nin "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetlerini özel hukuk kuralları altında yapmakta olması itibariyle TTK.nun 18/1 nci maddesi anlamında tacir sayılacağından, 3095 sayılı Yasa’nın 2/2 maddesine göre avans faizi istenebilir.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. TTK. nun 18 nci maddesinde, kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, Vilayet, Belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı Yasa'nın 12/11 nci maddesinde su, gaz ve elektrik dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
ASKİ'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun'a ek 5 nci maddesinde, bu Kanun'un diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı açıklanmıştır. Ek 6 ncı maddesi ile de, 5363 sayılı Ankara Su Tesisatının Belediyelere Devri ve İşletilmesi Hakkındaki Kanun 23.11.1981 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Böylece ASKİ'de 2560 sayılı Kanun'a tabi bir kuruluş haline gelmiştir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu tarihten sonra 2560 sayılı kuruluş Kanunu'na tabi olan ASKİ'nin "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetlerini özel hukuk kuralları altında yapmakta olması itibariyle TTK.nun 18/1 nci maddesi anlamında tacir sayılacağını" 21.9.1983 gün ve 1980/11-2721 Esas, 1983/823 Karar sayılı kararı ile hüküm altına almış bulunmaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında davacı ve davalı tacir olup, TTK.nun 3. maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve ayrıca 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa'nın 2/2.maddesinde; "arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C.Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avanslar için uygulanan faiz oranına göre istenebileceği" belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(11.HD. 4.2.2002, E. 2001/8523 - K. 2002/835)
• TACİRİN HAKSIZ EYLEMİ – AVANS FAİZİ
Tacirin haksız eylemi ticari iş niteliğinde olduğundan, hükmolunan tazminata AVANS FAİZİ uygulanması gerekir. (3095/m.2)
Davacı vekili, müvekkiline ait haberleşme hattına, davalı yanca yapılan kazı çalışması sırasında toplam hasar verildiğini ileri sürerek, olay tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslara uyuladığı değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar ile müvekkili şirketin eylemi arasında nedensellik bağının kesildiğini, müvekkil şirketin eylemi arasında nedensellik bağının kesildiğini, müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olup, yasal faizin üzerinde faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savnuma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında, davacıya ait haberleşme hattının kopartılmak suretiyle hasarlanmasına neden olduğu, davalının % 60 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 636.973.668.-TL.nın dava tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uygulanan faiz oranı üzerinden davalıdan tahsiline kara verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Tazminat haksız eylemden kaynaklanmış bulunmasına göre, temerrüt faizine olayın meydana geldiği tarihten itibaren karar vermek gerekirken, isteme aykırı olarak dava tarihinden itibaren karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bundan başka, TTK.nun 3 ncü maddesine göre, davalı tacirin haksız eylemi ticari iş niteliği taşımasına göre, ticari işlerde, 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı kanun ile değişik 2/2 nci maddesi hükmü gözetilmek ve istem gibi avans faiz oranına hükmedilmek gerekirken, yazılı faiz oranına hükmedilmesi keza isabetli bulunmamıştır.
(11.HD. 16.3.2004, E. 2003/8072 - K. 2004/2618)
• TACİRLER ARASI HAKSIZ FİİL – AVANS FAİZİ UYGULANMASI
Tacirler arasındaki haksız fiil nedeniyle tazminat davasında, davacının istemine uygun olarak değişen oranlarda AVANS FAİZİNE hükmedilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesinin yanlıştır. Olması - ( 6762/m.3, 3095/m.2/2 )
1-Dava, tacirler arası haksız fiilden doğan tazminat istemlerine ilişkin olup, bilirkişi raporunda açıklanan, tarafların birbirlerinin tesislerine yakın yerde çalışma yapmaları halinde uyulması gereken kuralların belirlendiği "AYKOME" protokolü getirtilip, yükümlülüklerinin nelerden ibaret olduğu değerlendirilmemiş, davalı-karşı davacı vekilinin zararın olduğu yerde uzun süreden beri hiçbir çalışma yapılmadığı savunması, tarafların tesislerinin konumları, davacı-karşı davalı pis su borularının, davalı-karşı davacı tesisi altından geçip geçmediği, pis su borularına ulaşmak için, davalı-karşı davacı tesislerine bir müdahalenin zorunlu olup olmadığı hususları üzerinde durulmaması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, karşı davanın kabul şekli bakımından tarafların tacir olmasına, TTK.nun 3 ncü maddesi uyarınca tacirlerin eylem ve işlerinin ticari iş sayılmasına göre, 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 nci maddesi uyarınca davalı-karşı davacı vekilinin istemine uygun olarak değişik oranlarda avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize karar verilmesi de yanlış olmuştur.
(11.HD.29.11.2004, E. 2004/12660 - K. 2004/11643)
• HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ – AVANS FAİZİNE HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ
Tacir ya da (tacir sayılan) taraflar arasında haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde, reeskont faizi isteminin, aynı zamanda AVANS FAİZİ istemini de içerdiğinin kabulü gerekir. (3095/m.2)
Dava niteliği ve içeriği, itibariyle tacir ya da tacir sayılan taraflar arasında haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların sıfatı icra takip tarihi dikkate alındığında davacının takip tarihi itibariyle reeskont faizi isteminin aynı zamanda 1.1.2000 tarihinden sonraki dönem için 3095 sayılı yasada yapılan değişiklik gereği uygulanması gereken avans faizi istemini de içerdiğinin kabulü gerekir.
(7.HD. 27.10.2005, E. 2005/3091 - K. 2005/3363)
• TİCARİ ALACAK – AVANS FAİZİ
Tacirler arasında haksız filliden kaynaklanan alacağın iicari alacak olması nedeniyle, ticari alacağa istek halinde Avans Faizi uygulanmak gerekir. (6762/m. 3, 818/m. 58)
Ticarethane, fabrika ya da ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Davada taraflar tacir olduğundan tüm fiil ve işlemleri ticari iş mahiyetindedir. Bu nedenle davacının “avans faizi” istemi kabul olunmalıdır.
1- Dava, davacının tesislerine verilen zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı B... hakkında dava, yapılan kazı çalışmasının tamamen yüklenici M... tarafından bağımsız olarak yürütülmesi nedeniyle husumetten reddedilmiş ise de, iş sahibi B...'ın yüklenici diğer davalı üzerinde denetim, gözetim ve kontrol yetkisinin bulunup bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin denetim ve kontrole ilişkin maddesi dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkeme sözleşmenin tamamı celbedilerek davalı iş sahibinin yüklenici üzerinde denetim, gözetim ve kontrol yetkisine sahip olup olmadığı incelenerek buna göre sorumluluğu açıklığa kavuşturulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, T.T.K. 3.maddesi uyarınca bir ticarethane, fabrika ya da ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Davada taraflar tacir olduğundan tüm fiil ve işlemleri ticari iş mahiyetindedir. Bu nedenle aradaki ilişkiye ticari hükümler uygulanacaktır. Davaya konu olay tacirler arası haksız eylemden kaynaklandığından, davaya konu alacak da ticari alacak niteliğinde bulunmakla ve dava dilekçesinde açıkça avans faizi talep edilmiş olmakla, mahkeme avans faizi yerine yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de
(11.HD. 01.05.2003, E. 2002/11756 - K. 2003/4352)
• TİCARİ SÖZLEŞME OLMADAN AVANS FAİZİ İSTENMESİ
Arada ticari sözleşme olmasa dahi, davacının tacir olması ve uyuşmazlığa konu alacağın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle “avans faizi” istenebilir. ( 3095/m.2/2 )
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının abonesi olup, su tüketimine ilişkin borcunu ödediğini, ancak bu ödemenin bilgi işlem sisteminde görülmediğinden mükerrer olarak müvekkili tarafından yeniden bu borcun ödenmek zorunda kalındığını davalının mükerrer tahsilatı iade etmemesi üzerine dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinden fazla alınan bedelin faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı tacir olup uyuşmazlığa konu alacak ticari işletmesi ile ilgilidir. 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı kanun ile 3095 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonucunda anılan kanun 2/2 maddesi uyarınca arada ticari sözleşme olmasa dahi ticari işlerde avans faizi istenebilir. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin avans faizi yerine reeskont faizine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
(19.HD. 6.7.2006, E. 2006/4792 - K. 2006/7417)
