Anasayfa

KONFERANS

TBMM'de

AYM İptal Kararına Aykırı olarak
Sigorta Şirketleri Yararına
Trafik Kanununda Yeniden Değişiklik Girişimi

ÇELİK AHMET ÇELİK

30 Mayıs 2021 Pazar Saat: 16.00 – 17.30

Düzenleyen : Hukuk Eğitim

Katılım Ücreti sadece 10,00 TL. (Teknik personelin emeği için)

 

YENİ KİTAP

 

  • BEDENSEL ZARARLAR
  • İkinci baskı çıktı

 

  • Yakında
  • ÖLÜM NEDENİYLE
  • DESTEKTEN YOKSUNLUK
  • Üçüncü baskı
 

YAYINLAR

 

ÇELİK AHMET ÇELİK

  • TRAFİK KAZALARINDA TAZMİNAT VE SİGORTA
  • HUKUK VE CEZA SORUMLULUĞU
  • ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARINDAN SONRA
  • YENİDEN YAZILMIŞ, GENİŞLETİLMİŞ VE YENİ BÖLÜMLER EKLENMİŞ
  • Üçüncü Baskı

                                    Kitap basılmış ve  satışa sunulmuştur.

     

 

 

GÜNDEM

,,

SALGIN GÜNLERİNDE
İŞ KAZALARI VE MESLEK HASTALIKLARI

I- Yanıt aranacak sorular:
1) Salgın ile iş kazaları ve meslek hastalıkları arasında bir bağ kurulabilir mi?
2) Virüs bulaşmasının iş ve çalışma koşullarından kaynaklandığı kanıtlanabilirse, bu bir iş kazası sayılabilir mi ?
3) Hekimlerin ve sağlık personelinin virüs bulaşması sonucu hastalanmaları ve ölümleri iş kazası veya meslek hastalığı sayılabilir mi?
4) İş ve çalışma ortamında virüs bulaşmasının, işverenin veya kamu ya da özel hastanelerden sorumlu Devletin, yeterli önlemler almamalarından kaynaklandığı savıyla maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir mi ?

II- Tespitler
1) Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların aşırı yorgunluk veya sağlık kontrollarının düzenli yapılmaması nedeniyle kalp krizi geçirip ölmeleri iş kazası sayılmıştır.
2) Yurt dışına sefer yapan Tır şoförünün H1N1 virüsünün bulaşması sonucu, yurda döndükten dört gün sonra ölümü bir “iş kazası” olarak nitelenmiştir.
3) Servis aracı şoförü, fabrikadan aldığı personeli evlerine dağıtmakta iken, geçtiği yol üzerinde meydana gelen trafik kazasında yerde kanlar içinde yatan ölü ve yaralıları görünce aşırı heyecanlanıp ölmüş; ölümüne “inhibisyon ve şok” tanısı konulmuş; Sosyal Sigortalar Kurumu’nun bunu iş kazası kabul etmemesi üzerine, açılan davada Yargıtay bunun bir iş kazası olduğu sonucuna varmıştır.
4) Kene ısınması sonucu “kırım kongo kanamalı ateşi” hastalığına yakalanan kişiden mikrop kapan hemşirenin ölümü iş kazası sayılmıştır.
5) Çok eski yıllarda tifüslü hastaları tedavi eden hekimlerin ölümü de “iş kazası” idi.
6) Ve yaşadığımız salgın günlerinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Bursa Sosyal Bilimler Üniversitesi’ne gönderdiği 06.04.2020 gün 5205702 sayılı yazıda Covid-19 bulaşması sonucu hekimlerin ve sağlık personelinin ölümleri “meslek hastalığı” olarak nitelenmiş; böylece virüsten ölen sağlık personelinin yakınlarına “gelir” bağlanabileceği kabul edilmiştir. Bize göre burada yanlış olan, söz konusu ölümlerin “meslek hastalığı” değil, “iş kazası” olduğudur. Ama bu önemli olmayıp, sonuçta anılan yazı ile gelir bağlanabileceğinin kabul edilmiş olmasıdır.
7) Anılan yazıdan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu uyarılmış olmalı ki, 07.05.2020 gün 2020/12 sayılı Genelgesinde “Covid-19 virüsünü yalnızca “bulaşıcı hastalık” olarak nitelemiş; hekimler ve sağlık personeli yönünden “meslek hastalığı” olarak kabul etmemiştir.

III-Meslek hastalığı ve bulaşıcı hastalık kavramı
Meslek hastalığı, 5510 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde “Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri” olarak; 6331 sayılı Yasa’nın 3.maddesinde kısaca “Mesleki risklere uğrama sonucu ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmış;
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin 18.maddesinde “bulaşıcı hastalıklar” meslek hastalıkları arasında sayılmıştır. Yönetmeliğin 19.maddesinde “bulaşıcı hastalıklar”ın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için
- Görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
- İş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bunun teşhisinin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir.
Denilmiştir.

IV-Hekimlerin ve sağlık personelinin virüs bulaşması sonucu hastalanmaları ve ölümleri, iş kazası veya meslek hastalığı sayılabilir mi?
1) Önce şu tespiti yapalım: Salgında görevli olmayan hekim veya sağlık personeli, salgına karşı önlemlerini almışlar ve korunmuşlarsa, virüsten etkilenmeleri söz konusu olmayacaktır. Ama salgında görevli iseler, virüs bulaşmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nin 19.maddesinde tanımlandığı gibi:
a) Görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluştuğunun kanıtlanması gerekecektir ki, eğer hekim veya sağlık personeli evine gidip gelmiyorsa, toplu taşıma aracına binmiyorsa ve salgın süresince kendilerine ayrılan yerde kalıyorlarsa, kanıta hiç gerek olmamalıdır.

Devamını oku...

 

ÖNERİLER

   EVLERE KAPANDIĞIMIZ BU KORUMA GÜNLERİNDE
                  NELER YAPALIM
              Önce şu cep telefonlarımızı kapatalım. Televizyonlar karşısında zaman harcamayalım.
Bol bol kitap okuyalım. Klasikleri okuyalım. Platon’un “Sokrates diyaloglarıyla” başlayalım. Hâlâ aşılamamış olan Aristo’yu ve ilk çağ filozoflarından başlayarak tüm Felsefe Tarihini okuyalım. Klasikler arasından romanlar seçelim. Halâ okumadınızsa Viktor Hugo’dan Sefilleri, Stendhal’den Kırmızı ve Siyahı, Balzac’ın bulabildiğiniz tüm romanlarını, Emil Zola’nın Toprak ve Emek romanlarını, Albert Camus’nün Veba’sını, Sartre’ın Altona Mahkumlarını,Tolstoy’un Harp ve Sulh’ünü, Diriliş’ini, Anna Karenina’sını, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını, Karamazof Kardeşlerini, Ecinnileri, Ezilenleri, Budala’sını, Gonçarov'un Oblomov'unu, Göthe’nin Faust’unu, Dickens’in İki Şehrin Hikâyesini, Cervantes’in Don Kishot’unu, daha nicelerini;

Türk romanlarını da ihmal etmeyelim: Reşat Nuri’nin, Yakup Kadri’nin, Halide Edip’in, Sabahattin Ali’nin, Rifat Ilgaz’ın, Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in, Oktay Akbal’ın, Necati Cumalı’nın, Sait Faik’in roman ve öykülerini okuyun.

***
         Sizler için seçtiğim özel kitaplar:
   Şemsettin Ünlü’nün Harput üçlemesi 1) Yukarı Şehir 2) Toprak Kurşun Geçirmez 3)Yüz uzun yıl
   Talip Apaydın’dan Köy Enstitüsü Yılları
   Şevket Süreyya Aydemir’den Toprak Uyanırsa
***
        Bu arada bol bol müzik dinleyin: Klasik Müziğin baş yapıtlarını tanımaya çalışın. CD’leriniz yoksa TRT Radyo 3’ü dinleyin, 88.20’den çıkıyor. Geleneksel makam müziğimizi ve türkülerimizi de dinleyin. 
     Herkese sağlıklı günler. Bu kâbuslu ve korku dolu günlerden tez kurtulmak ve normal yaşama dönmek dileğiyle.

 

GENÇ HUKUKÇULARA ÖNERİLER

 • İyi bir hukukçu olabilmenin, sağlam ve sağlıklı bir düşünme ve karar verme yetisi edinmenin yolunun felsefeden geçtiği; felsefe bilgisini geliştirdikten sonra, hukuk felsefesiyle ilgili kitaplar okumanın gerektiği; ancak bunlarla yetinilmeyip, insanlığın ikibin yıllık kültür ve bilgi alt yapısını oluşturan klasikleri okumanın zorunlu olduğu düşüncesiyle, aşağıda birkaç kitap öneriyorum:

• 1) Felsefe Tarihi (Macit Gökberk)
               • 2) Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri (Ernest Hirş)
               • 3) Felsefenin Kısa Tarihi (Nigel Warburton)
               • 4) Felsefeye Giriş (Nigel Warburton)
               • 5) Felsefenin Kısa Tarihi (Otfried Höffe)
               • 6) Hukuk Felsefesine Kısa Bir Giriş (Raymond Waks)
               • 7) Hukuk Felsefesi (Adnan Güriz)
               • 8) Adalet Kavramı (Anıl Çeçen)
               • 9) Hukukta Yöntem-Mantık (Rona Serozan)
               • 10)Hukuk ve Adalet (Mustafa Erdoğan)
               • Ve İş Bankası tarafından yeniden yayınlanmakta olan tüm klasikler

 

  •  
 

DUYURU

                                               
  •                                                         SATIŞTAKİ KİTAPLARIMIZ  
  •                                                    (*)Sorumluluk ve Zamanaşımı
  •                                                (*)  Bedensel Zararlar (İkinci baskısı çıktı)
  •   (*) Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta (Üçüncü baskı)
  •          (Genişletilmiş ve yeni bölümler eklenmiştir)
  • (*) İdari Yargıda Tazminat Davaları
  • (Tükenmiş olup 2. baskısı yeniden yazılmaktadır.)
  • (*)Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk
  • (3.baskısı yapılmaktadır)
  • (*)Trafik-İş Kazaları
  • (*) Tazminat Davalarında Güncel Sorunlar (I,II,III)
  • (*) Karayoluyla Yolcu Taşıma
  • (*)  Hukuk Yargılama Yasasına Göre
  • Tazminat ve Alacak Davaları
  • (*) Sağlık, Çevre ve Ürünler Yönünden Tüketicinin Korunması
 

HUKUK VE TOPLUM

Adalet toplumun temelidir. Adalete erişim, ancak hukuk yoluyla olur. Peki, adalet nedir, hukuk nedir, aralarında nasıl bir ilişki vardır, adalete erişim ne demektir? Bunları bilmeyen bir toplumda huzur ve barış aramak boşunadır.

İnsan yaşamında gerçek yol gösterici bilim ve akıldır. Bilimden uzaklaşmış, aklını kullanma, sorma, sorgulama, öğrenme, anlama, kavrama yetisini yitirmiş ve inançların tutsağı olmuş bireyler, ya birilerinin kölesi olurlar ya da yabancıların boyunduruğu altına girerek kimliklerini, kişiliklerini ve özgürlüklerini yitirirler.

Akıl ve bilim yaratıcıdır, düzenleyicidir. Bilgiden yoksun olan, çağın ve uygarlığın gerisinde kalmış toplumlar teknoloji yaratamazlar. Adaletli bir toplum düzeni kuramazlar. Böyle bir ülkenin halkları, kendilerine benzeyen yetersiz, birikimsiz, ilkesiz insanları seçim yoluyla ülkenin başına getirmişlerse, seçtikleri yöneticilerin tutsağı olurlar. Bu tür yöneticiler genellikle adil olmayan kanunlar yaparak yetkilerini kötüye kullanırlar, çıkarcıdırlar, kendilerini ve yandaşlarını koruyup kollarlar. Çıkardıkları kanunların çoğu hukuka ve adalete aykırıdır.

Hukuk, doğal, tarihsel ve toplumsal süreçlerin bir ürünüdür. Bu süreçleri gözardı eden otoriter toplum düzenlerinde yönetimin çıkardığı yasalar çoğu kez hukuka aykırıdır.

Hukukun üstünlüğü, hukukun kendisi tarafından yaratılan, keyfi güç kullanımı tehlikesine karşı engelleyici bir erdemdir.

Doğal, tarihsel ve toplumsal kurallara uygun olmayan yönetim biçimleri, hukuka, adalete ve insan haklarına aykırıdır.

Doğal hukuk, insanların birlikte yaşamaya başlamasıyla birlikte, henüz yönetimler ve yönetenler ortada yokken, yasalar çıkarılmadan önce, yaşam koşullarına uygun biçimde zamanla ve yaşanan olayların etkisiyle oluşturulmuş ortak kurallar bütünüdür. Toplu halde yaşamak ve birbirlerinden yararlanmak için bir araya gelen insanlar, aralarında bir takım kurallar, davranış biçimleri, alışkanlıklar oluştururlar; bunları uyulması zorunlu gelenek ve görenekler haline getirirler. Böyle bir oluşuma toplum sözleşmesi denilmektedir.

Toplum sözleşmesi, bir kesimin diğerine tahakkümü olmayıp, tüm bireylerin eşit olarak haklarını kullanmaları ve hakların eşit olarak kullanılmasıdır. Böyle bir toplumda kişilerin ortak paydası egemenliktir.

Egemenlik, tüm bireylerin ortak ve özgür iradelerinin ürünüdür. Bu nedenle, egemenlik hakları bir kişinin buyruğuna veya bir gruba devredilemez.

Egemenlik halk oyunun, azınlığın haklarını da koruyucu biçimde halk tarafından kullanılmasıdır. Başkasına geçirilemez.

 
Arabul
Özel Arama
Kimler Sitede
Şu anda 703 konuk çevrimiçi