Anasayfa

KONFERANS

 

  • TRAFİK KAZALARI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARI

ÇELİK AHMET ÇELIK

Tarih: 07 Kasım 2020
       Saat: 16: 00 - 17: 30

Kaydolmak İçin:
https://www.hukukegitim.com/urun.aspx?id=1052&titl

 

GÜNDEM

ÇALIŞANLARIN VİRÜSTEN ÖLÜMLERİ 
              İŞ KAZASI SAYILMALIDIR  

ÖZET: Salgında görevli hekimler ve sağlık personeli ile zorunlu olarak çalışanların “Covid-19 virüsü bulaşması sonucu ölümleri bir “iş kazası” olup, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yakınlarına “iş kazası ve meslek hastalığı” sigortası dalından “gelir” bağlanması ve ayrıca yeterli prim ödemişlerse eşine, çocuklarına ve koşulları varsa anne ve babasına “ölüm aylığı” bağlanması gerekir.
Sosyal Güvenlik Kurumu yayınladığı genelgede, sigortalıların virüsten etkilenme ve ölümlerinin “iş kazası” veya “meslek hastalığı” değil, “hastalık” sayılacağını açıklamış olup, bu genelge yasalara aykırıdır.

 SALGINDA GÖREVLİ SAĞLIK PERSONELİ HAKKINDA
          1) Ülkemizde Coronavirüs salgınının ortaya çıktığı tarihten beri, kamu hastanelerinde, özel hastanelerde ve aile hekimliklerinde görev yapan hekim ve tüm sağlık personelinden “Covid-19 virüsü bulaşması sonucu ölümler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13.maddesine göre bir “iş kazası” olup, ölenlerin yakınlarına, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca, uzun işlemlere gerek kalmadan ivedi gelir ve koşulları varsa aylık bağlanması gerekmektedir.

  2) Her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu 07.05.2020 tarihinde yayınladığı 2020/12 sayılı Genelgesinde “Covid-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğunu, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara “hastalık” kapsamında provizyon alınması gerektiğini” açıklamış ise de, bu Genelge 5510 sayılı Yasaya aykırı olduğu gibi, Kurum’un daha önce Bursa Sosyal Bilimler Üniversitesi’ne gönderdiği 06.04.2020 gün 5205702 sayılı yazıda “Covid-19 bulaşması sonucu hekimlerin ve sağlık personelinin ölümleri “meslek hastalığı” olarak nitelenmiş; böylece virüsten ölen sağlık personelinin yakınlarına “gelir” bağlanabileceği kabul edilmiştir. Burada tek yanlış, söz konusu ölümlerin “meslek hastalığı” değil, “iş kazası” olduğudur. Ama bu önemli olmayıp, sonuçta anılan yazı ile gelir bağlanabileceğinin kabul edilmiş olmasıdır.

Devamını oku...

 

ÖNERİLER

   EVLERE KAPANDIĞIMIZ BU KORUMA GÜNLERİNDE
                  NELER YAPALIM
              Önce şu cep telefonlarımızı kapatalım. Televizyonlar karşısında zaman harcamayalım.
Bol bol kitap okuyalım. Klasikleri okuyalım. Platon’un “Sokrates diyaloglarıyla” başlayalım. Hâlâ aşılamamış olan Aristo’yu ve ilk çağ filozoflarından başlayarak tüm Felsefe Tarihini okuyalım. Klasikler arasından romanlar seçelim. Halâ okumadınızsa Viktor Hugo’dan Sefilleri, Stendhal’den Kırmızı ve Siyahı, Balzac’ın bulabildiğiniz tüm romanlarını, Emil Zola’nın Toprak ve Emek romanlarını, Albert Camus’nün Veba’sını, Sartre’ın Altona Mahkumlarını,Tolstoy’un Harp ve Sulh’ünü, Diriliş’ini, Anna Karenina’sını, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını, Karamazof Kardeşlerini, Ecinnileri, Ezilenleri, Budala’sını, Gonçarov'un Oblomov'unu, Göthe’nin Faust’unu, Dickens’in İki Şehrin Hikâyesini, Cervantes’in Don Kishot’unu, daha nicelerini;

Türk romanlarını da ihmal etmeyelim: Reşat Nuri’nin, Yakup Kadri’nin, Halide Edip’in, Sabahattin Ali’nin, Rifat Ilgaz’ın, Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in, Oktay Akbal’ın, Necati Cumalı’nın, Sait Faik’in roman ve öykülerini okuyun.

***
         Sizler için seçtiğim özel kitaplar:
   Şemsettin Ünlü’nün Harput üçlemesi 1) Yukarı Şehir 2) Toprak Kurşun Geçirmez 3)Yüz uzun yıl
   Talip Apaydın’dan Köy Enstitüsü Yılları
   Şevket Süreyya Aydemir’den Toprak Uyanırsa
***
        Bu arada bol bol müzik dinleyin: Klasik Müziğin baş yapıtlarını tanımaya çalışın. CD’leriniz yoksa TRT Radyo 3’ü dinleyin, 88.20’den çıkıyor. Geleneksel makam müziğimizi ve türkülerimizi de dinleyin. 
     Herkese sağlıklı günler. Bu kâbuslu ve korku dolu günlerden tez kurtulmak ve normal yaşama dönmek dileğiyle.

 

GENÇ HUKUKÇULARA ÖNERİLER

 • İyi bir hukukçu olabilmenin, sağlam ve sağlıklı bir düşünme ve karar verme yetisi edinmenin yolunun felsefeden geçtiği; felsefe bilgisini geliştirdikten sonra, hukuk felsefesiyle ilgili kitaplar okumanın gerektiği; ancak bunlarla yetinilmeyip, insanlığın ikibin yıllık kültür ve bilgi alt yapısını oluşturan klasikleri okumanın zorunlu olduğu düşüncesiyle, aşağıda birkaç kitap öneriyorum:

• 1) Felsefe Tarihi (Macit Gökberk)
               • 2) Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri (Ernest Hirş)
               • 3) Felsefenin Kısa Tarihi (Nigel Warburton)
               • 4) Felsefeye Giriş (Nigel Warburton)
               • 5) Felsefenin Kısa Tarihi (Otfried Höffe)
               • 6) Hukuk Felsefesine Kısa Bir Giriş (Raymond Waks)
               • 7) Hukuk Felsefesi (Adnan Güriz)
               • 8) Adalet Kavramı (Anıl Çeçen)
               • 9) Hukukta Yöntem-Mantık (Rona Serozan)
               • 10)Hukuk ve Adalet (Mustafa Erdoğan)
               • Ve İş Bankası tarafından yeniden yayınlanmakta olan tüm klasikler

 

  •  
 

DUYURU

                                               
  •                                                         SATIŞTAKİ KİTAPLARIMIZ  
  •                                                   Sorumluluk ve Zamanaşımı
  •                                                    Bedensel Zararlar
  •    Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta           
  •  İdari Yargıda Tazminat Davaları
  • Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk
  • Trafik-İş Kazaları
  • Tazminat Davalarında Güncel Sorunlar
  • Karayoluyla Yolcu Taşıma
  • Hukuk Yargılama Yasasına Göre
  • Tazminat ve Alacak Davaları
  • Tazminat Davalarında Güncel Sorunlar-I
  •  Tazminat Davalarında Güncel Sorunlar-II
 

HUKUK VE TOPLUM

Adalet toplumun temelidir. Adalete erişim, ancak hukuk yoluyla olur. Peki, adalet nedir, hukuk nedir, aralarında nasıl bir ilişki vardır, adalete erişim ne demektir? Bunları bilmeyen bir toplumda huzur ve barış aramak boşunadır.

İnsan yaşamında gerçek yol gösterici bilim ve akıldır. Bilimden uzaklaşmış, aklını kullanma, sorma, sorgulama, öğrenme, anlama, kavrama yetisini yitirmiş ve inançların tutsağı olmuş bireyler, ya birilerinin kölesi olurlar ya da yabancıların boyunduruğu altına girerek kimliklerini, kişiliklerini ve özgürlüklerini yitirirler.

Akıl ve bilim yaratıcıdır, düzenleyicidir. Bilgiden yoksun olan, çağın ve uygarlığın gerisinde kalmış toplumlar teknoloji yaratamazlar. Adaletli bir toplum düzeni kuramazlar. Böyle bir ülkenin halkları, kendilerine benzeyen yetersiz, birikimsiz, ilkesiz insanları seçim yoluyla ülkenin başına getirmişlerse, seçtikleri yöneticilerin tutsağı olurlar. Bu tür yöneticiler genellikle adil olmayan kanunlar yaparak yetkilerini kötüye kullanırlar, çıkarcıdırlar, kendilerini ve yandaşlarını koruyup kollarlar. Çıkardıkları kanunların çoğu hukuka ve adalete aykırıdır.

Hukuk, doğal, tarihsel ve toplumsal süreçlerin bir ürünüdür. Bu süreçleri gözardı eden otoriter toplum düzenlerinde yönetimin çıkardığı yasalar çoğu kez hukuka aykırıdır.

Hukukun üstünlüğü, hukukun kendisi tarafından yaratılan, keyfi güç kullanımı tehlikesine karşı engelleyici bir erdemdir.

Doğal, tarihsel ve toplumsal kurallara uygun olmayan yönetim biçimleri, hukuka, adalete ve insan haklarına aykırıdır.

Doğal hukuk, insanların birlikte yaşamaya başlamasıyla birlikte, henüz yönetimler ve yönetenler ortada yokken, yasalar çıkarılmadan önce, yaşam koşullarına uygun biçimde zamanla ve yaşanan olayların etkisiyle oluşturulmuş ortak kurallar bütünüdür. Toplu halde yaşamak ve birbirlerinden yararlanmak için bir araya gelen insanlar, aralarında bir takım kurallar, davranış biçimleri, alışkanlıklar oluştururlar; bunları uyulması zorunlu gelenek ve görenekler haline getirirler. Böyle bir oluşuma toplum sözleşmesi denilmektedir.

Toplum sözleşmesi, bir kesimin diğerine tahakkümü olmayıp, tüm bireylerin eşit olarak haklarını kullanmaları ve hakların eşit olarak kullanılmasıdır. Böyle bir toplumda kişilerin ortak paydası egemenliktir.

Egemenlik, tüm bireylerin ortak ve özgür iradelerinin ürünüdür. Bu nedenle, egemenlik hakları bir kişinin buyruğuna veya bir gruba devredilemez.

Egemenlik halk oyunun, azınlığın haklarını da koruyucu biçimde halk tarafından kullanılmasıdır. Başkasına geçirilemez.

 

TRAFİK KAZALARINDA KUSUR İNCELEMESİ

                           TRAFİK KAZALARINDAN KAYNAKLANAN
                                      TAZMİNAT DAVALARINDA KUSUR İNCELEMESİ
                                                                                                                                 ÇELİK AHMET ÇELİK

I- KUSUR

1- Tazminat ölçüsü olarak kusur
           Kusur, öğretide, hukuk düzeninin kınadığı, hoşgörmediği, hukuka aykırı davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır. Konumuz yönünden kusuru "Sorumluluk Hukukunun temel ilkelerine, toplumun değer yargılarına ve yürürlükteki yasaların emredici hükümlerine aykırı eylem ve davranışlar" olarak da tanımlayabiliriz.

Tazminat hesaplarında “kusur” temel ölçülerden biridir. Kusursuz sorumluluklarda dahi, bazı ayrık durumlar dışında, kusur (sorumluluk) ölçüsü belirlenmek gerekmektedir.

Kusur incelemesi yapılırken, eylemin yasa, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen kurallara aykırılığını saptamak yeterli olmayıp, ayrıca hangi eylem ve davranışın zararı doğurduğu üzerinde durulmalıdır. Bir eylem ve davranış, kurallara aykırı olmakla birlikte, zarar bu eylemin sonucu değilse, eylem ile zarar arasında "nedensellik bağı" kurulamıyorsa, kurallara aykırı davranan kişi, zarardan sorumlu tutulamaz.

Örneğin, alkollü araç kullanmak kurallara aykırı ve yasaktır. Ancak kazanın nedeni alkol değilse, o kişi zararlı sonuçtan sorumlu tutulamaz. Bunun gibi, sürücü belgesi olmayan bir kimse kazaya karışmış olup da, kazanın nedeni, bir başka sürücünün tam kusurlu eylemi ise, ehliyetsiz sürücü zararlı sonucun sorumlusu olmaz.

Bir başka örnek: Trafik kurallarına göre, yan yoldan çıkan araç, ana yoldan geçene öncelik tanımalıdır. Ancak ana yoldan gelen çok hızlı araç, yan yoldan çıkan araca çarpıp içindekileri öldürmüşse, burada kazanın asıl sorumlusu hızlı araç kullanan olacaktır. Çünkü yan yoldan çıkanların, ana yoldan son hızla gelen aracı algılamaları olanaksızdır. Öte yandan sürücü hız kurallarına uysaydı, maddi hasar ve yaralanma ile geçiştirilecek kaza, ölümle sonuçlanmayacaktı.
             Trafik kazalarında kusur değerlendirmesi için görevlendirilen bilirkişilerin çoğu, yalnızca trafik kurallarına uyulup uyulmadığı yönünden değerlendirme yapmakta, eylem ile zararlı sonuç arasındaki nedensellik bağını, zararın hangi eylem ve davranıştan doğduğunu dikkate almamaktadırlar.

Trafik kazalarında “kusur”ögesi temel ölçüdür ve bu genellikle sürücü veya yardımcı kişilerin kusurudur. 2918 sayılı KTK’nun 85/Son maddesine göre “İşleten, sürücünün veya yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu” olduğundan ve bu sorumluluk Yasa’nın 91 ve devamı maddelerine göre belli bir sınıra kadar sigortacı tarafından üstlenilmiş bulunduğundan, tümü için sorumluluğun ölçüsü “kusur oranı”dır.
              Motorlu araç işletenler ve taşımacılar teknik arıza nedeniyle de sorumludurlar. Her ne kadar motorlu araç işletenlerin sorumluluğuna "tehlike sorumluluğu" denilmekte ve bu tür sorumluluklar "kusursuz sorumluluk" olarak nitelenmekte ise de, tazminat hesaplarında söz konusu değer ölçüsü "kusur oranı" dır.


Devamını oku...

 

Yeni Trafik Sigortası Genel Şartları

Genel

             YENİ TRAFİK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI
                    YASALARA, SORUMLULUK HUKUKU İLKELERİNE
               VE YARGITAY'IN YERLEŞİK KARARLARINA AYKIRIDIR

     I- GENEL AÇIKLAMALAR

    1- Yeni Genel Şartlar
         14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe konulan yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (kısa adıyla Trafik Sigortası) Genel Şartları ve eklerinde yer alan destekten yoksun kalma ve bedensel zararlar nedeniyle tazminat hesaplama yöntemlerinin (sınırsız bir yetkiyle) Hazine Müsteşarlığınca belirleneceğine, belli formüller ve kriterler uygulanacağına ilişkin düzenlemeler, yasalara, sorumluluk hukukunun temel ilkelerine, Yargıtay'ın yerleşik ve ilkeleşmiş kararlarına aykırıdır. Özetle:

1- Yeni Genel Şartlar yasalara aykırıdır.

Anayasa'nın eşitlik ilkesine, hiç bir kişiye ve zümreye imtiyaz tanınamayacağına ilişkin 10.maddesine, kişilerin uğradıkları zararların tazminat hukukunun genel ilkelerine göre ödeneceğine ilişkin 19/Son maddesine, hakimlerin görevlerinde bağımsız olduklarına, hiçbir organ ve makamın yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceğine, genelge gönderemeyeceğine, telkinde bulunamayacağına ilişkin 138. maddesine;

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1451.maddesinin "Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü gereğince, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20.maddesi 4.fıkrasındaki kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülüyor olsa dahi, genel işlem şartı niteliğindeki sigorta genel şartlarının yasalara aykırı hükümlerinin geçersiz olacağına; gene 6098 sayılı TBK'nun"destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağına" ilişkin emredici nitelikteki 55.maddesine;
             2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağına" ilişkin 90.maddesine; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğine"ilişkin 95.maddesine; işleten ve sürücü yakınlarının üçüncü kişi sıfatıyla ve sosyal risk ilkesi gereği işletene ait aracın Trafik Sigortasından yararlanma hakları bulunduğuna ilişkin 92/b maddesine aykırıdır.


Devamını oku...

 
Arabul
Özel Arama
Kimler Sitede
Şu anda 820 konuk ve 1 üye çevrimiçi
  • celik