Görüş Bildirimleri
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI
SORU : İki yıllık uzman jandarma çavuş iken güneydoğudaki operasyon sırasında mayın patlaması sonucu her iki gözünü kaybeden, bu nedenle “vazife malülü” kabul edilerek “emekli ikramiyesi” ödenen ve “maaş” bağlanan henüz 24 yaşındaki gazi adına maddi ve manevi tazminat davası açılması durumunda “ne miktar” üzerinden istekte bulunulabileceği; ayrıca anne ve babasının da tazminat isteyebilip isteyemeyecekleri sorulmakta olup, yanıtlar aşağıdadır.
I- İDARİ VE ASKERİ YARGIDA
TAZMİNAT DAVASI AÇMANIN ZORLUKLARI
1) Kitaplarımda ve yazılarımda sıkça değindiğim ve özellikle İstanbul Barosu Dergisi 2008 yılı sayı:3, sayfa: 1243-1284’de yayınlanan ve SİTE’mizin Araştırma Yazıları bölümünde de bulunan “Tazminat Davalarında Dava Değerinin Artırılması” başlıklı yazımda belirttiğim gibi “Tazminat davalarında, özellikle ölüm ve yaralanma gibi cana gelen zararlarda başlangıçta yoğun bir belirsizlik vardır. Zarar gören kişi, bir yargıç, konunun uzmanı bir hukukçu, bir uzman hekim dahi olsa ne kadar tazminat isteyebileceğini, zararının ne kadarını hüküm altına aldırabileceğini önceden ve başlangıçta hiçbir biçimde kestiremez, bilemez. Zararı ve kapsamını “öğrenme” olgusu, ancak yargılamanın ileri bir aşamasında gerçekleşebilmektedir. İşte bu nedenledir ki, doğrudan tespit davası açılmasına olanak verilmediği için kısmi dava (tespit davası) açmak zorunda kalınmaktadır.”
2) Ancak ne var ki, İdari Yargı’da ve Askeri Yargı’da kısmi dava açılamamakta, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamamakta; bedensel zararlarda sakatlık derecesi ancak Sağlık Kurulu raporlarıyla öğrenilebilmesine ve gerçek (istenebilecek) tazminat tutarı bilirkişi hesap rapouyla ortaya çıkmasına karşın, dava değeri sonradan (ıslah yoluyla) artırılamamaktadır.
Bu durum, hiç te hakça bir uygulama değildir. Bu haksız ve yanlış uygulamaya karşı, bizim duyarsız ve sorumsuz hukuk toplumumuzda kimse bir çözüm arayışına girmemiştir. Benim yıllardan beri sürdürdüğüm savaşıma (ne yazık ki) bugüne kadar katılan olmadı.
Yalnızca bir Danıştay Üyesinin, karşıoy yazısında, bu haksızlığa karşı çıktığını saptadım. Danıştay 10.Dairesi’nin 24.11.1997 gün E.1995/6440 K.1997/4796 sayılı kararı altındaki “karşıoy” yazısında şu görüşlere yer verilmiştir:
“Anayasanın 125 nci maddesinde yer alan "idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" kuralından hareketle, idari mevzuat değerlendirilip içtihatla belirlenen sorumluluk ilkelerine göre karara bağlanan idari yargıdaki tazminat davalarında da, enflasyon olgusu değerlendirip, gerçek zararın tazmini yoluna gidilmelidir. Davanın açıldığı tarihle davanın karara bağlandığı tarih arasında Türk lirasında meydana gelen değer kaybının davacı üzerinde bırakılması, hakkaniyet ve nasafet ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
Açıkladığım nedenlerle, davacının dava tarihinde Türk Lirası cinsinden ifade ettiği maddi zararının, istemle bağlı kalınmak suretiyle karar tarihindeki gerçek tutarının Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toplam eşya fiyat endekslerine göre hesaplanarak tazminine hükmedilmesi gerektiğinden, bu durum gözönünde bulundurulmadan verilen mahkeme kararı bozulmak üzere davacının temyiz isteminin kabulü gerekeceği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum” denilmiştir.
II- ASKERİ YARGI’DA MADDİ TAZMİNAT HESABI
1) Mayın patlaması sonucu iki gözünü kaybeden 24 yaşındaki uzman çavuş, eğer sakat kalmayıp görevini sürdürmüş olsaydı, normal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar ne ücret alacak idiyse, olay tarihinden dava açılacağı tarihe kadar belirlenecek emsal ücretleri üzerinden:
a) Sürekli tam işgöremezlik tazminatı,
b) Yaşam boyu sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç bulunması nedeniyle “bakım giderleri” hesaplanacak;
Bu ikisinin toplamından, AYİM uygulaması gereği, aşağıda belirtilen “yarar”lar indirildikten sonra, eğer geriye bir “zarar” tutarı kalıyorsa, bakiyesi üzerinden “maddi tazminat” istenebilecektir.
2- Hesaplanacak maddi tazminattan indirilecek yararlar şunlardır:
a) Vazife malülü aylığının peşin değeri,
b) Emekli ikramiyesi,
c) 2330 sayılı Yasa gereğince ödenen “nakdi tazminat”
Bu üçünün toplamı üzerinden tazminattan indirim yapılacak, geriye bir “zarar” miktarı kalıyorsa, bu, maddi tazminat olarak hüküm altına alınacaktır.
II- ASKERİ YARGI’DA MANEVİ TAZMİNATIN ÖLÇÜSÜ
Askeri Yargı’da dönem dönem hüküm altına alınabilecek manevi tazminat miktarları belirlendiğini ve bunun bir “makûl ölçüsü” bulunduğunu işitmekteyim. Bundan başka, 2330 sayılı Yasa’ya göre ödenen “nakdi tazminat” hem maddi ve hem manevi zararların karşılığı kabul edilmektedir. Bu uygulamanın dayanağı olarak da 2330 sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi Hakkındaki Yasa’nın 6.maddesindeki “Bu kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan “maddi ve manevi” zararların karşılığıdır” hükmü gösterilmektedir.
Bu hükme göre verilen AYİM kararlarını incelediğimde, bir miktar manevi tazminata hükmedildiğini gözlemledim. Ama bir ölçü veremem.
III- SAKAT KALAN GENCİN ANNE VE BABASINA
TAZMİNAT VERİLİR Mİ ?
1) Oğullarının sakat kalması nedeniyle anne ve baba maddi tazminat isteyemezler.
Aslında, iki gözü kör olan davacının anne ve babası onun maddi destekliğinden yoksun kalmışlar, üstelik yaşam boyu kör bir evlada bakmak gibi bir yükün altına girmişlerdir. Ancak ne var ki, hukuk sistemimizdeki uygulamada “destek tazminatı”yalnız ölümlerde söz konusudur. Bu nedenle anne ve baba maddi tazminat isteyemezler. Buna karşılık hükmedilecek “bakım giderleri” bir anlamda onların maddi tazminatlarıdır.
2- Anne ve baba manevi tazminat isteyebilirler.
Gepegenç uzman çavuş iken iki gözü kör olan evlâtları nedeniyle anne ve babanın duydukları üzüntü ve yaşam boyu duyacakları üzüntünün karşılığı uygun miktarda manevi tazminat isteyebilirler.
IV- NELER YAPMALISINIZ
1- Önce, vazife malülü aylığının peşin değerini, ne miktar emekli ikramiyesi ve ne miktar nakdi tazminat ödendiğini öğreniniz.
2- Kaza geçirdiği tarihte ek ödemeler dahil eline geçen net maaşının ne olduğunu, eğer kaza geçirmeseydi, olay tarihinden bugüne kadar derece ve kademe ilerlemesine göre eline geçecek net maaşların (kaza geçiren gençle aynı statüdeki uzman çavuşların) ne olduğunu öğreniniz.
3- Sağlık Kurulu Raporlarında maluliyet derecesinin ne olduğunu ve raporda yaşam boyu sürekli başkasının bakımına muhtaç olduğuna ilişkin bir kayıt bulunup bulunmadığını öğreniniz.
4- Bu bilgilerle, tazminat hesaplarında uzman bir bilirkişiye “sürekli işgöremezlik zararı” ile “bakıcı giderlerini” hesaplatınız ve ortaya çıkacak zarar tutarından yukardaki maaş ve ödemeleri indiriniz.
5- Geriye bir zarar tutarı kalıyorsa, Askeri Yargı7da davanın en az iki yılda sonuçlanacağını tahmin ederek, her yıl için %10 oronında artırarak, açacağınız davaya esas maddi tazminat tutarını belirleyiniz.
6- Maneci tazminat tutarlarını ancak yukardaki bilgileri bana ulaştırdığınızda söyleyebilirim.
Bilmem bu bilgiler yeterli oldu mu ?
